Arıcılık maalesef tedavisi olmayan bir hastalıktır ve bulaşıcıdır.

Arıcılık ile amatörce veya profesyonelce uğraşan , merak eden veya uğraşmak isteyen herkesi ; bildiklerini paylaşmaya davet ediyoruz. Sizin uyguladığınız ve size normal gelen bir uygulama başkaları için gerçekten çok ilginç ve bilinmeyen olabilir. Konseptimiz çok basit... Bildiğini saklama ve Türk arıcılığına dolayısı ile vatanına hizmet et... E-mail & Msn : halilbilen2@hotmail.com

Yayınlanmak üzere arılık / arıcılık fotoğraflarınızı gönderebilirsiniz.

free html hit counter
View My Stats

12 Temmuz 2009

Dağdan Ayçiçeğine...

Artık dağdan tamamen ayrılma zamanı.
Köpekler kocaoğlan nöbetlerini vukuatsız tamamladılar.
Tellerle arıların yanına kadar gidebiliyorlar.
Gerçi yaygara yapmaktan başka birşey yapamıyorlarmış.
Birol abi, kocaoğlanı gören köpeğin 1 metre çukur kazıp saklandığını anlatınca...

Köpeklerin tellerinden geçebilmek için biraz uğraşmak gerekiyor.

Kalabak suyu ile arılar serinletiliyor.

2 kamyonette yüklendi.

Geride az sayıda koloni ve ilaveler kaldı.

Uygun zamanda alınacaktı.

Gece iş bitimi Yusuf abi ve Birol abi hemen birbirlerine gaz verip gece 2. tur yapıp almaya gitmişler.

Gece dağa varınca, dağda uykuyu çekip, gün ağarınca sarmışlar ve gelmişler.

Arıları indirme esnasında zaman zaman aracı çekmek gerekiyor.

Denge unsuru önemli.

Artık hem bölmeler hem de bala yönlendirilmiş koloniler ayçiçeğinde.

Gece gözüyle pek birşey görünmüyor ama ayçiçeğinin yakın olduğu kesin.

Ama toplam ekim miktarı gece görünmüyor.

Gece dağda uyuyanlar, sabah kendilerini dağdan getirdikleri çadıra atmışlardı öğlen saatlerinde vardığımızda.


Ayçiçeği bu bölgede kafayı açınca sulamaya tabi tutuluyor.

Ova'da yoğun sulama devam ediyor.


Kademeli ekim olması arıcılık için tartışılmaz faydalı.


İyi de arı ayçiçeğine konuyor mu?
İlk açan tarla hemen önümüzdeki tarla ve yoğun ziyaret alıyor.

Maşallah.
Yüksek sayıda koloni olunca, ayçiçekleri açısından tozlaşma maksimumda.


İşleri yoluna koymaya başladık ve yakınlarda hava bir yerlere yağmur bıraktı ama bizi teğet geçti.
Nektar geliyor mu?
Bunun da testleri yapıldı.
Çerçeve silkelendi akıyor ve ayçiçeğindeki arılardan kusturma yöntemi ile nektar varlığı görüldü.
Ayçiçeğinin çok ekili olmasının, balözü için garanti bir unsur olmadığını biliyoruz ki hava şartları çok daha etkili.
Dağdan gelen bal ile karışacak artık.

Bu ne özlemdir.
Acele etmeye gerek yok ama arılar sabredemiyorlar.


Polenlikler serbest biçimde çalıştırılacaklar ama haftaiçi polen düzeni tekrar kurulabilir.
Bugün ilk kez çok yoğun bir arı uçuşu altında çalışma imkanı bulduk.
Ama bir ağaç ekilmez mi hiç bu araziye.
İlaçlık ağaç yok.
Gölge et, başka ihsan isterim.

Etiketler: , , , ,

11 Temmuz 2009

Erkekler Kapı Önünde.

Dağda polen azaldı, balözü akımı istenen düzeyde değil ve ayçiçeği de açtı.
Artık ayçiçeğine inme zamanı.

Gece şartlarında arılıklarda bulunmak güzel gözlemlere de vesile oluyor.

Dağ güzeli ırkının bir kolonisi erkekleri kapı dışarı etmiş ama bir umut kapı önünde yatıyorlar.

Ekip kalabalık ve 2 kamyonet.
Arı taşıma konusunda ise artık söyleyeceğimiz ne kaldı ki...

Hüseyin Yavuz'da iş bitimi sehpa yerleşiminde kamyonet tepesinde.



Varılan yerde ise indirme daha kolay.
Sehpaları yerleştir ve atıver kovanları tamamdır.


Sadece hemen önümüzdeki tarla açık durumda.
Daha açmayan tarla çok fazla ki bu tarla bile henüz balözü verebilmesi için zamana ihtiyacı var.
Sabır etmek gerekiyor ama zaman yönetiminde sıkıntılarımız olduğu kesin. Bu nakillerin haftasonuna denk gelmesi bizleri daha az yıpratıyor.

Hüseyin Yavuz ipleri çözmeyi kıvırmaya başladı ki hele bir de sarma esnasında gırgır yapmayı öğrenirse o işten de yırtarız.


Birol abi'nin ruşetlerin uçmasına gerek bile yok. Yürüyerek gidip çiçeklere ulaşabilecek kadar yakınlar...



Arılar indirildiğinde ise uçuş delikleri açılıp, son kontroller yapılıyor ve doğru istirahate.
Ama bu akşam yine diğer grup indirilecek...
Kısmetse Pazar günü bölgeyi gündüz gözüyle görme şansı yakalayacağız.
Hiç gündüz görmediğim bölgeye habire gidip geliyoruz bakalım.
Meğer ayçiçekleri yapma çiçeklermiş.

Etiketler: , , ,

09 Temmuz 2009

Önce Bölmeler...

Güçlü koloniler dağda polene çalışırken, Birol abi de ayçiçeğinde yeri ayarlamışken gelen teklif fazla düşünmeyi gerektirmiyordu.
Bölmeleri ayçiçeğine atalım ki hem kendi ihtiyaçlarını karşılasınlar hem de güçlüler gelene kadar arıların konulacağı yeri korusunlar.


Arıların hazırlığı yapıldı ama Birol abi'nin arılıktaki bölmeleri sarıldıktan sonra bizim arılığa gelecekler.

Bizde işimizi bitirip beklemedeyiz.

Yola çıktıklarını öğrendikten sonra işi kolaylaştırmak adına arabanın gireceği yere dizmeye başladık.
Hüseyin Yavuz'da iş bitimi keyif yapıyor.
Arıcılık ne kadar da çabuk bulaşıyor bazılarına.

Egehan'da tam donanımlı.


Arabanın gireceği yerin iki tarafında kovanlar hazır.

Ahmet şef ise artık arı taşıma sertifikasını alabilecek düzeyde.

Olabilecek bir negatif durumda arıların yerleri kayıt olarak belli olduğundan çok çabuk yerlerine dağıtılabilirler.

Ve geldiler.
Hemen ipler çözülerek kısa sürede yüklemeler tamamlandı.


En üst bölüme de sehpalar atıldı ve bidonlarda bölgenin kuraklığı sebebiyle su sistemi için götürülüyor.


Ve ayçiçeği ile arılar arası 2-3 metre.

Arıları sağ salim indirdik ya hikayesini yazmaya gerek yok ama kitap yazsam yeri vardır.


Bu akşamda dağdakilerin durumlarını kontrol ve polenleri toplama amaçlı arılıklardayız.
Polen gelişi devam etse de azalmış ama bal akımı istenen düzeyde olmadığından haftasonu ayçiçeği ile buluşmaları sağlanacak.
Polenlerde de renk değişimleri başladı.
Irk farkı da etkili.

Bu koloni ise en çok ve tek tip polen toplayan bir ırk.
Bilecik yerlisi..


45 numara da klasik Muğla...
Çalışacak iş olmayınca kapı önünde...


Ana değiştiren Yusuf abi'nin yerli arısında henüz yumurta yok ama ana görüldü.

Yusuf abi'de otomatik polen makinesi kullanıyor.
2 kişinin üflemesi ile çalışan bu sistem sakin havalar için çok kullanışlı...



Etiketler: , , , , ,

06 Temmuz 2009

Ana Arı Değişimi ve Polene Devam.

Bu akşam yine dağdayız Egehan ve Yusuf abi ile birlikte...
Birol abi ise bu esnada ayçiçeği yeri ayarlamak için Google gibi çalışıyor.
Ayarlamış hem de göbeğinden.
Yine içimden bir ses kovan taşıyacaksınız diyor.

Sıkışanlar kapı önünde yatıyor ve dağda götürdüğüm ilavelerde bitti.

3 koloni 3 katlı oldu derken, Ahmet şef'in koloni de Yusuf abi'den alınan ilave ile 3 katlı oluverdi.

Polen azalsa da devam etmekle birlikte bal akımı kontrolü yapıyoruz.
Bal akımı tam hızlanamadı ama artık kıymeti de yok ki hedef polen alındı ve gerekirse bu kadroyla ayçiçeğine giriveririz.
Bu kadroyla diyoruz ama dağda 2 katta sıkışık arıyı ayçiçeğinde 3 kata sığdırabilirsek.


Cumartesi günü Ahmet şef'in ana arısının yumurtayı azalttığını görmüştük ve bu akşam ona da bakalım dedik.

İşler yolunda.

Ana arı da çerçevenin üzerinde kırmızı kafalı.



Bizim koloniler geç gittiğinden bölgeye polen aynı hızla devam ediyor.

Birol abi'ye göre daha öğrenemediler azaltırlar poleni diyor.

Delikten kaçırabileceği küçüklükte getirmeye başladıkları konusunu gözlemleme şansı bulduğundan ve onların kolonilerde de polen azalması bunu doğrulatıyor.

Tabi ki polen toplamayı tetikleyen bir çok unsur mevcut ama genel trendi takip etme şansımız olduğundan koloniler arasındaki farkı önemsemiyoruz.

Genel bir polen azalması görülüyor sonuç olarak.


Ve acemi arıcının arısı...

2007 doğumlu Yusuf abinin bizlere 2008 yılı başında vadide verdiği yerli analardandı.

Geçen yıl sağda solda süründü durdu ve bu yıl bala sürmüştük.

Bal hasadını Yusuf abi yaptı atlamış, ben arıları buraya getirdiğimde kontrolde eski anayı da görüp atlamışım ki bu arkadaş çaktırmadan anayı yenilemiş.

Vesile olacak ya Yusuf abi ile şuna da bakalım dedik ama günlük yok.

Ararken Yusuf abi genç anayı gördü ve eski anayı aradık ama yok.

Üstelik yeni ana çiftleşmiş bile.

Eskişehir yerlisinin dikkat çekici bir özelliğinin bal akımında ana değiştirmesi olduğunu zaman zaman söyleyen Yusuf abi, bu koloninin olayı doğrulaması ile çok mutlu oldu.

Üstelik acemi damgasını yiyen ben oldum.

Arı ana değiştiriyor ama haberimiz yok.

O koloniyi ana arısını kendi kendine değiştirme düzenine getirmişiz daha ne...



Egehan'da bu arada polenleri topladı.
En kolay hasadı yapmaya ne var.
Haftaiçi bölme arılarımızı ayçiçeğine gezmeye götüreceğiz bakalım.

Etiketler: , , , , ,

04 Temmuz 2009

Arılar ve Polen

Haftaiçi zor geçse de haftasonu hemen geliyor ama bir nefeslik süre gibi geçip gidiyor.
Cuma akşamı Akpınar'da kalan arıları ve ana arı çiftleştirmeleri kontrol için köye gittik.
Kardelen'le beraber kutuları kontrol ettik.

Körük sıkma işini artık kıvırıyor.

Ve Cumartesi...

Aslında Yusuf abi ve Birol abi sabah Yusuf abi'nin şehirdeki arılarını kontrol edecekler ve iş bitimi bana haber verip, Tandır'a hep beraber gidecektik.

Arabada yer var mı yok mu hesabı sonrası 2 misafirimizi de alarak soluğu Yusuf abi'nin arılıkta aldık.

Arılığa vardığımızda hummalı bir çalışma vardı.
Misafirlerimizden Ahmet şef ve Hüseyin Yavuz'da ekibe hemen kaynaştı.
Arka planda Muhterem abi ve Gürbüz Mozak abi ana kutularını kontrol ediyorlar.

Ekip fazlalaşınca herkes bir koloni başına çöküyor.
Yusuf abi kolonide kontrol edilecek konuyu söylüyor.
Tıkır tıkır.
Yeni makine reklamı gibi.
Hüseyin'de klasik ama olsun ne yapalım pozunda.
100'e yakın bölme koloni.
Dişlerimizin kovuğuna bile gitmedi.
Haydi şimdi dağa.

Evet...
Polen hasadına devam ediyoruz ki ne kadar çok yorucu...
Tek bir çeşit polenle devam ediyoruz.
Laden gülü...
Tüm kolonilerde hasat sonrası ana arı ölümü ihtimaline karşı kontroller yapıldı.
Sıkıntı yok.
Ancak Ahmet şef'in kovanda polenlik çalışmıyor ki ona da bir operasyon yaptık.
Hatta Birol abi gerekirse benim bir kovanıma aktarırız dedi.
Çevre gezisi planlanmıştı ve gezi sonrası kovan değişikliği yapılacaktı ya.
Finalde başka başka işler çıktı karşımıza.

Ana arı kontrollerinde ana arıya da rastladığımızda oldu.
Hatta beslemeye tabi tutulurken.
Yusuf abi'ye göre tank ana arı.
Tank gibi ama nasıl tutacaksın bakalım demesi ise güldürüyor bizleri.
Hele o yürüsün de tutmasını da öğreniriz.
Bu ana arıyı belki hatırlamak mümkün.
Ana arıyı öldürmüş bir koloniye kafesle verilip, ertesi gün kapı önüne tüm arıyı silkeleyip, anayı da içerlerine salıp göndermiştik içeriye.
Şimdi ise tank modunda devam ediyor.
Bala çalışan bir kolonide değiştirilmiş bir genç ana arının performansı da başka oluyor.


Hayatın her alanında olduğu gibi kolonide de zaman zaman yanyana geldikleri oluyor haliyle.
Erkek arılar da sakal salmışlar.

Öğleden sonra ise yavru uçuşları hız kazandı.

Bu kadar seri ve yoğun yavru uçuşları gelecek günlerin tarlacı arılarının hazırlandığı göstermesi açısından çok sevindirici.


Kontroller esnasında sıkışan kolonilere, hasat sonrası aldığımız 2. ilaveleri vermek zorunda kaldık. Tüm kolonilere verme planımız yok ki hepsi 3 adet ilave fazladan götürdük ki 2 adedini bugün kullandık.
Diğerlerinden sıkışan olursa, bu katlılarla değiştiririz çerçeveleri.


Perşembe gecesi yağan yoğun yağmurdan dağda nasibini fazlasıyla almış.
Ortam yeni bir baharı daha yaşamamıza sebep oluyor.
İşlerimizi bitirdik ve hem çevre gezisi hem de geçtiğimiz yıl arı kolonisi gelen kapanı kontrol için arılıktan ayrılıyoruz.

Yabani bir armut ağacı.
Ahlat demek daha iyi anlaşılır kılıyor olayı.
Ağacın gövdesinde geçtiğimiz yıllarda çalışan bir koloni işi bilmeyen birileri tarafından alınmaya kalkışılmış ve balları alabilmişler sadece ama arılar malum sizlere ömür.
Geçtiğimiz yıl ise buraya bırakılan kapana bir güçlü koloni gelmişti Birol abi'ye.
Hamza'ya boza iyi gelmiş misali kapan tekrar aynı yerine konulmuş ama henüz ziyaretçisi yok.
Bizde bu vesile ile nektar alanlarımızı da gezme imkanı bulduk.
Bu ülke o kadar büyük ki, şehirlerin artık çekilmez hale gelen durumlarını görüp ve sonra da buraları da görünce daha da mutlu oluyoruz ki arılar sayesinde bakış açımızda değişiyor.


Derken arılığa geri döndük.
Ahmet şef için verilecek polenlikli kovana itina ile el konuldu.
Ve aktarma başladı.
Yusuf abi hemen bu koloni bölünmeli dedi.
Sesimi çıkarır mıyım!
Hemen bölme için, polenlikli kovana aktarılınca boşa çıkan polenliksiz kovanımızı tahsis ettik.
3 çerçeve arı ve 2 çerçeve de silkeleme ile yaklaşık 5 çerçeve arı alındı.
Diğeri de hala 20 çerçevede nasıl oluyorsa.
Neyse böldük diyelim.
Tamam da ana arı n'olcak.
Çünkü ana arı olmadan bölme yapmak konusu artık çok gerilerde kaldı.
Birol abi'nin geçen yıldan verdiği sözü yerine getirmesine vesile olan bu bölme çok iyi oldu.
Hemen bir ana arı kafese ve ver bölmeye.
81 numara iken oldu 17 numara.
Plakaların sökülüp takılıyor olması bu anlamda da çok süper.
Bu arada polenlerin tatlarını kontrol ederken ayarı biraz fazla mı kaçırıyoruz acaba?
Hep böyle koşturmak geliyor insanın içinden...

Etiketler: , , , , ,

02 Temmuz 2009

Hedef Polen İdi...

Arıları Pazar gecesi Tandır köyüne yani dağa atmıştık.
Ana hedef öncelikle polen idi...
İki günde bir polenlerin alınması gerekiyor ya Salı akşamı Birol abi tüm kolonilerin polenlerini almıştı.
Bu akşamda hem hasat sonrası ana kaybı var mı yok mu kontrolü ile eğer toplanan polen varsa hasat etmek amaçlı mesai sonrası yola düştük ekiple birlikte.
Yolda ise ekip çok güzel bir tabeladan bahsedip duruyorlardı.
Evet güzel bir tabela imiş.
Dağa çıkışta yol üzerinde bir arılık ve 30-40 koloni mevcut.

Biz Türk arıcıları her konuda yaratıcıyız sanırım.

"Eskişehir Arıcılar Birliği..."

Çok ilginç...

Böyle bir birlik var mı diye düşündüm ama yok.

Eskişehir İli Arı Yetiştiricileri Birliği var.

Doğal bal ve poleni anlıyorum da arı sütü üretimlerini de gözlemlemek isterim.

Sevindirici bir yanı daha var olayın.

Ya Türkiye Arı Yetiştiricileri Birliği yazılsaydı.

Neyse söylenecek olanları takdire bırakıyoruz.

Biz dağdayız ve arılığa girer girmez Yusuf abi, bal gelmeye başlamış dedi ki arılar sakal yapmışlar küçük küçük.


Hedef ürün karşımızda.
Doğru zamanda, doğru iş yapabilmek...
Ancak ve ancak ekip çalışması ve sinerjisi ile mümkün.
İlk iş polenleri toplamalı ve uçuşa kapatılan üst delikleri açarak uçuşa arılıkta bulunulduğu sürece müsaade etmek.

Yeni alınan polenlikli kovanlar güzel iş çıkarıyorlar.

Ufak tefek sıkıntıları olsa da hedef olan polen derlemesi işini görecekler.



En kolay hasat sanırım Polen hasadı...

Ve üstelik tek bir çeşit polen mevcut.

2 günde biriken polen güzel miktarda.


Balları süzülüp, verilen çerçevelere de bal girmeye başlamış ve arıda ilginç bir biçimde hemen sırlama işlemine başlamış.

Tadı ve rengi itibarıyla beklenen hedef bal değil ama yok istemem diyecek değiliz ya.


4 gündür bu bölgede bulunan koloniler için işler yolunda gözüküyor.


Oh oh oh...

Laden gülü poleni.


Yusuf abi'de rüzgardan faydalanarak biraz temizlik yapıyor.


Dağdaki arılığın genel görünüşü...


Ve laden gülü alanını akşam gezme şansı bulduk ama hiç açık yoktu ki bu öğle saatlerine kadar açıyormuş ve tomurcuk yoğunluğu daha önümüzdeki günlerin polen yoğun olacağını gösteriyor.


Değişik daha önce görmediğimiz çok çeşitli çiçeklerin bulunduğu yüksek rakımlı bölge...
1247 metre rakım...
Polenler şu anda kontrollü kurumada ama en güzeli hiç kurumadan avuç avuç yemek...
Arıcılar olarak gerçekten çok şanslıyız.

Etiketler: , , , , ,

29 Haziran 2009

Dağda Yerimizi Aldık.

İlk bal hasadı sonrası, ekibin konuşlandığı bölge olan Tandır köyüne nakil planlaması yapıldı.
Bölgeye gidişte öncelikle hedef ürün polen.
Tavşanak, Laden gülü, Pirnal, Pamukçuk vb. yerel isimlerle anılan bir bitkiden gelen polen ile bu yıl ilk kez çalışacağız.
Bal akımının da olacağı geçmiş yıllar kayıtlarına göre soru işaretleri içerse de genel düşüncemiz olacağı yönünde.
Geçtiğimiz yıllarda bugünlerde bal akımının başlaması gerekirken bu akımın gecikmesi, bugünlerde alınan yerel yağışlara da bağlanabilir.
Önemli avantajlardan birisi de artık kolonilerin petek kabartma misyonlarına son verdik.
Kayıtları incelediğimde biraz da haksızlık ediyoruz kolonilere.
20 bala yönlendirilmiş koloni toplam 260 petek kabartmış.
Bazı ırklarda bu sayı koloni başına 20 adeti dahi buldu.
Dağda kabartma yapmayacaklar bulduklarını depolayacaklar.


Bal hasadı sonrası 2 katlı hale getirilen kolonilerden sıkışanlardan bölme yapılarak, bal hasadı sonrası bala çalışan kolonilerden yapılan bölme sayısı toplamda 9 adede ulaştı.

Belki de verdiklerimizi geri aldık diyebiliriz.

3 katlı bırakılan 1 adet kolonide 2 katlı hale düşürüldü.

Nakil öncesi dayımdan gördüğüm ve başarılı bir uygulamayı da yaptık.

Çerçevelerin üstüne soğan çuvalı olarak bildiğimiz delikli çuvallardan seriyoruz.

Üzerine örtü tahtalarını da diziyoruz ve kapağı kapatıyoruz.

Bu süreçte kovanın üst bölümünden arı çıkışı mümkün olmuyor.

Ekip gün boyu dağda çalışmalarını tamamlayıp, akşam saatlerinde geldiler.
Yine sayımız yeterli...
Yeterli göreceli bir kavram...
Ben çalışmadığım sürece yeterli.
Ben çok çalışırsam yetersiz.
Sadece koloni ağızlarını kapatıp, magazin yaparak arı naklettik yine.
Bizim arılıklardan arı nakli daha kolay oluyor. Arabalar dibine kadar yanaşıyor.
Öncelikle bizim arılar yüklendi ve ardından Yusuf abi'nin bizim arılıkta bulunan arıları yüklenecek.
Yusuf abi arılarını buraya bölme yapmak için indirmişti ama bal hasadı bile yaptı o kadar bölmeden sonra...
Eğer bölmese imiş...


Yusuf abi de yüklerken, ben de geride kalan bölmeleri gelen tarlacılara ev sahipliği yapmaları için düzenleme yaptım.
Götürdüğümüzün 2 katına yakında burada kaldı.
Bunlar gelecek yılın aktörleri olacak.
Baldan gelen koloniler ise bunlara dağıtılacak.
Bu anlamda bir kez bala çalışan ana arılar eğer boş kalan çiftleştirme kutusu olursa, şansını orada zorlayacak.


Murat Akın hocamızın yaptığı yayında gördüğümüz, bölgesindeki kurumuş dikenler ise bizde henüz açmadı bile.
Bölgesel farklılıkların izlenmesi açısından bir referans verebilir.



Kovanlar yüklendikten sonra alışık olduğumuz manzara sehpaların yüklenmesi...


Ve dağdayız.
İndirmek daha kolay oluyor.


Her zaman yakalanamayacak bir enstantane.
Yusuf abi, kovan taşıyor.

Günboyu yağan yağmurunda etkisiyle ortaya çıkan çamurlu kostümleriyle, günboyu çok çalışan Egehan akşam iş bitimi, işi bitirmenin rahatlığını yaşıyor.


Tel örgü arkasındalar artık.

Final..
Gece 23:30 ve buz gibi havada gece pikniği...
Arıcılık olmasa, mümkün mü?


Etiketler: , , ,

27 Haziran 2009

Paylaştık Arılarla...

Bahar balını paylaşma zorunluluğu, bölgemizdeki bal akımının yavaşlaması ile hem koloni düzenlemesi hem de ballı nakilin zorluğu sebebiyle güzel bir Cumartesi günü arılara hücum etmemizi gerektirdi.
En zevkli ama en teferruatlı işlem belki de bal hasadıdır.
Bir sürü riskler içerir ki; bölge, zamanlama ve hava şartları bu riskleri tetikler.
Bu hasadın tüm aşamalarında bizi bu anlamda zora sokacak bir durum gerçekleşmedi.

Sabah ilk ekip olarak 6 kişi arılıkta yerimizi aldık.

Yusuf abi de gelmeden öncelikle onun arılarını halletmeye başladık.

Hazır yok iken...


Arılarını böle böle matematiksel işlemler yapıp, üstüne bir de bal hasadı yapmak...
Hemen ilaveyi alıp, kuluçkalığı düzenlemeyi planlıyoruz.


Kuluçkalıkta eksik kalan yavrulu çerçeve tamamlanması, ilaveden alınarak sonlandırılıyor.

Kuluçkalık tamamlanınca, ilaveyi üzerine koyarak ballı çerçeveleri alıyoruz.


Neden önce Yusuf abinin kolonileri?


O öyle istedi...


Benimde başka bir düşüncem vardı.


Belki kendi arılarımda bir şey çıkmaz diye, arılıktaki diğer arkadaşlarımızın ballı çerçeveleri ile resim çektirmeliyiz.


Bu çok önemli.


Ballı çerçeveyi buldun mu hemen resmi çektireceksin...


Bir hayli yol kat ettik ki Yusuf abi, Birol abi ve Erol abi de ekibe katıldı.

Olduk 9 kişi...

Süzme makinesi ve dinlendirmeler Yusuf abi tarafından getirildi.

Benim makinem ve dinlendirmem de yok.

Laf aramızda makinem yok ama bugün çift makine çalıştı...


Çekilin oradan diye bağıran kim olabilir?


Geç kaldınız ki şu dağa bir inip çıkıverin.


Bir araba malzeme, Birol abinin taşımadığımız köydeki arılarına götürmek üzere yüklenmiş.


Ekip bal odasını hazırlarken, biz ise devam ediyoruz.
Ekipte yer alan kursiyerler belki de çok şanslı ki kurs alıp hiç koloni görmemişlerin varlığını hepimiz biliyoruz.
Esas ilginç gelişme kurs görmemiş 2 arkadaşımızın performansı ise süperdi.
Kurs açılacak mı diye sormaları ise hoştu ki kursa tersten hem de hasattan başlamışlardı.
Bugün korkmadıklarına göre, gerisi kolay.


Derken artık Yusuf abi devrede ve izliyor.
Bütün saltanat buraya kadardı işte.
Lider geldi ve el demirini teslim etmeliyim.
Çok üzgünüm ki bir ağız tadıyla hasad yapamadım dermişim.


Dur abi senin kovanda bir resim daha çektireyim...


Mola....
Mola öncesi Muğla'lı arıcılarımızı da almak üzere diğer köye gittik ve kadro oldu 11 kişi.

Birol abi, bal hasadlarında en iyi sırı ben alırım diye tutturup kapağı atıyor içeriye.
Biraz da bunu biz istiyoruz ki, Birol abi el demirini eline aldı mı kapalı yavrulu ballı çerçeveler hemen dönme dolap gibi süzme makinesine giriyor.
Birşey olmaz dönsünler bir diyor ve bu durumda hemen kendisi içeriye gönderiliyor.
Yoksa yavrulu çerçeveleri tekrar geriye vermek zor geliyor bize.
Nasılsa şu anda bıraktıklarımız bizim yine.

Çay keyfi...


Kurs görmeden hasada giren ve bugün medya bölümü sorumlusu olan abimiz Faruk Helvacı.
Arı sokmasına karşı da direnci iyi.
Maske ile çay içebilme yeteneği mevcut ama iş böreğe gelince...


Ve artık benim arılardayız.
İlk arıyı hemen şöyle halledip, sazı Yusuf abi ve Katip abi'ye devrettik.
Aldım körüğü elime ve kovanların önüne.

Aslında zevki böyle çıkıyor.
Arada bir açık yavrulu çerçevelere askı görevi yapıyoruz.
Körükçülük zaten en büyük zevkim.


Katip abi 15 yaşlarında iken bir arıcının yanında çıraklıkla başlamış ve şu anda 250'den fazla koloni yönetiyor.
Her hasat yaptığımız koloninin ırkını soruyor ve izlenimlerini bize de aktarıyor.
Bilecik yerlileri ile hasada devam ediyoruz.
Bizler dışarıda 6 kişi ve içeride 5 kişi devam ediyoruz.
Egehan'da Erol amcası ile makineleri kaptılar.

En rahat yer benimki.
Ver şunu, al şunu.


Her ince ayrıntıyı yapmaya bir adam bulmak mümkün.
Arılarda da yavru potansiyeli üst düzeyde olduğundan paylaşımda arılar çok şanslı.


Dolan ilaveler hemen bina içerisinde yer alan bal odasına taşınıyor.


Süzülen çerçevelerde kontrollü olarak geri getiriliyor, düzenleme esnasında koloniye veriliyor ve koloniler 2 katlı hale getiriliyor.
Gündüz şartlarında süzülmüş petekleri vermek her zaman mümkün değildir.
İlk hasadımızda genelde bu konuda sıkıntı çıkmıyor.
Ancak doğrusu, akşamüstü verilmesidir.
Bu şekilde de süper oluyor işin açıkçası.

Boşaltılan ilaveler, kovanların önüne silkeleniyor...
Bu esnada oğul da almam gerekiyordu ki 2 kata sığmayacak düzeyde arılar mevcut.
Gerçi Birol abi'ye göre dağda titreme pozisyonuna geçecekler.
Bunun için ne yapıyoruz?
Kayıtlara göre güçlü olduğunu gördüğümüz kolonilerde bu durum gözlemlenirse, hemen ana arı arama çalışmalarına hız veriliyor.
Ana arı bulunduktan sonra 5 çerçevelik ruşetlere işçi arılar silkeleniyor, az ballı ve kapalı yavrulu çerçeveler verilerek yeni koloniler oluşturuluyor.
Toplam 5 koloni oluşturuldu, bunlara hazır analardan takılacak ve bir tanesine de meme üretimi yaptırılacak.
İş bitimi 3 koloniden daha almamız gerektiğini gördük ki yarın onlardan da 3 oğul alacağız.
20 bala çalışan koloniden 8 adet oğul alarak dağa götüreceğiz.
Birol abi'ye göre dağda çıkan oğullar benim diyor.
Dağda oğul çıktığına dair duyumlarım var ama işi tam çözemedim.

Olmadık bir görüntü esnasında basın mensuplarına gösterilen tepkiye ne kadar da benziyor.
Ya elleme çeksin bal alıyoruz sadece.

Yusuf abi, 2. ballığı aldığında ırkı ne bunun diye soruyor.
Ağırlığa göre değerlendiriyor.
Katip abi'nin öğrencisi ne de olsa.


Ve diğer kurs görmeyen arkadaşımız Turgut Cinek.
Bugün en yüksek performansı gösteren kişi idi.
Bu ballı çerçeveleri götür, süzülenleri getir işinin yanında mutlaka ekstralar çıkıyor.
Yok boş ruşet kap gel, yok su, yok kabartılmamış kılavuzları götür.
Buna rağmen kursa bende gideceğim demeleri ilginç.
Bulaşmamaları için ne yapmalıyım ki?


Ve Katip abi'nin arılarından üretilen Muğla'lar.
Muğla arısı aslında çok iyi bir arı üretim arısı olmasına rağmen oğul verdirmeden bala yönlendirme konusunda çok mesafe kat ettik Yusuf abi sayesinde.
Katip abi de mutlu durumdan.
Akşamüstü çay molasında değerlendirmeleri de bizleri mutlu etti.


İşler hızlanınca Muğla'lı Devrim de sır alma ekibinde yer aldı.


Ve kafkas melezi.
Yusuf abi'ye göre günün şampiyonu.
Vadide yetişen üstelik Nisan ortasında yetişen bir 2009 ana arı...
Kadro / bal oranı en yüksek koloni.
Katip abi'ye göre ise bu bölgede kesinlikle çalışılması gereken bir arı.

Katip abi ve Yusuf abi koloni düzenlemelerinde artık standardı yakalamış durumda ve bizlerde çok şeyler öğreniyoruz.


Kabartılmış ama az bal atılmış çerçeveler bölme ruşetler için çok güzel iş görüyorlar.
Ballı çerçevelerin arılarını fırçalamak ve nemli bezi kaldırıp, ilaveye koyma işi arkadaki 3 kişi tarafından yapılıyor.
Ekip işi, bu işler...
İki kata indire indire gidiyoruz ve sıra geldi Karniyol'a.


Önce kuluçkalık bakılacak ki, bu durumda 2 ilave alınıyor üzerinden.
Ana arı da bulunmalı ki bir ara 3 ana / 1 meme ile devam ediyordu.
Derken çerçeve üzerine çıkan yeşil kafa hemen elimde.
Bölmeye başla...

Sığmayanlar, kapı önünde sakala...
Sığmayanlar, yarın bölmeye tabi tutulacaklar.
Bu en baştaki arı ise, geçtiğimiz yıl arıcılara dağıtılan arılardan olan Aydın arısı.
Muğla'dan bile çok yumurta atıyor ama İç Anadolu için çok büyük risk taşıyor yavru bakımında.
Bu yıl vadiden çıkışta ne çok bocalayanlardan ama yine vitesi büyüttü.
Bazı koloniler çok fazla petek kabarttılar ki bu koloni en çok kabartan ödülünü aldı.



Arkada ruşet doldurma faaliyeti devam ederken, Katip abi'de ilavedeki yavruluları ayar ediyor.

Katip abi'de bende senin kovanlarda çektireyim, belki bende de yoktur.
Nasılsa arkadaşımızın değil mi?


Yusuf abi'de ustası karşında medya görevini icra ediyor.

Kasnaklarda erkek yavru iyice azaldı ki dağda işleri biter.


Ve kursiyerlerin 26 numaralı kolonide sıra.
İlaveni kaldır bakalım talimatı Yusuf abi'den.


Diğer talimat Ahmet şef için.
Ahmet şef'in koloniye vadiden itibaren hiç bir eksiltme yapılmadı ve takviye de yapılmadı diğer koloniler gibi.
Ve şampiyon koloniler kategorisinde idi.
Bölme yapılacak koloniler arasında...
2 yıl önce kış öncesi ölen ana arısı için Şef'in arısı ölmez diyerek verdiğimiz ana arının karşılığını yarın artık alma zamanı.

Yusuf abi'de Ahmet abi'nin kolonide foto alınmasını istedi.
Ne olur ne olmaz bende ballı çerçeve ile çıkmam gerekiyor diyor ama böldüğü arı sayısını telaffuz ettiğinde şaşkınlık ifadeleri çok belliydi arkadaşların.
Ana olsa daha da böleceğim ama diyor...
Ana kalmamış.
Çok ilginç.


Ahmet şefin, kapı önünde yatanlar alsak, bir koloni daha olur ki hazır ana bekliyor hemen önlerindeki straforlarda.

Vay 59 vay.
Kısa kes Aydın havası olsun diyeceğim ama.
Bu Aydın arısının yumurtlamasını kontrol edebilsek, denemeye devam edebiliriz ama büyük risk.
Bu yıl Aydın arısından almış olan Katip abi de benim bu arı hakkında söylediklerimi onaylıyor.
Kontrolsüz yumurtlama faaliyeti.
Özellikle gece sıcaklığı düşük olan bölgemizde yavru hastalıklarına çok açık.

Ve hemen hepsi 2 kata inen kolonilerde sadece 1 koloniye 3. kat attık.
Aydın arısını rahatlatmak amaçlı bir kat daha attık ve yarın ayar edeceğiz artık.


Ve futbol takımımız sahadan ayrılıyor artık, başarmış insanların mutluluğunda.
Herkese çok teşekkürler.
İyi ki varsınız.
İyi de ne kadar bal aldınız bakalım?
Ne dersek diyelim, paylaştık işte arılarla.
Sezon bitince lider açıklar puan tablosunu.
Tüm kayıtlar liderde.
Aslında o kadar çok söylenecek şey var ki, yorgunum ve yarın gece de dağa gideceğiz kısmetse.

Etiketler: , , ,

21 Haziran 2009

Arıcılık

Arıcılık içerisinde o kadar çok ayrıntı barındırıyor ki.
Dün yaptığımız bir sürü işlem ne oldu merakı ise, arıcılığın ilgi görmesinin de sebeplerinden.
Dün polenlikli yeni kovanlara aktarılan kolonilerde kutularda ne var ne yok diye kontrol ettik.
Her iki girişte sonuna kadar açık olmasına rağmen sistem çalışıyor.

Bugünlerde gelincik poleni zirve yaptı.


Dün kontrol edemediğimiz bal kolonilerinden bugün ne olur ne olmaz kontrolleri yapıldı.
Ancak Egehan'dan günün esprisi...
"Tam sırlamışlar."

Bölme arıları da tekrar böle böle bugün tüm matematiksel işlemleri de bitirip, köyden alacağımız koyun ve inek sütü saatine de daha olduğundan iş buluruz anında.

Öncelikle kovanlarla gelen çerçeveler delinecek, del.

Oda, bal hasadına hazırlanacak ve temizlenecek, temizle.

Telli olan çerçeveler mumlanacak, mumla.

Hepsini bitirdik ama şarj bitti çerçeve deliklerinin az bir kısmı kurtuldu.



İşleri toparlarken yan köyden arıcılar geldiler ve 2 koloninin kontrol edilmesi gerekiyormuş ki arıcılıkta olabilecek ne kadar sendrom varsa hepsi mevcut.

Arı oğul vermiş, oğulu almışlar, ertesi gün kaçmış.

Oğul verende de memeleri temizlemişler.

Ancak yine de çıkmış bir sürü meme.

Fakat gel gelelim ana hiç yok.

Koloni bağırıp duruyor.

Arı 3 çerçeve, kovanda var 10 çerçeve.

Yalancılayamamış bile.

Hemen arıları sıkıştırdık, kafeste ana vermek üzere ayarladık.

Diğer koloni...

O yakalanan bir oğul yine.

Süper bir koloni düzeni.

Ham/Ham/Ham/Ballı/Yavru/Yavru/Yavru/Ballı/Ham/Ham

Onu da ayar edip, diğer koloniden aldığımız ballılardan duvar yaptık.

Arılığa tekrar gelip, 1 ana kafesledik ve gönderdik.

Ancak kışa yetişir o arılar...

Türkiye bal ortalamasına bu kolonilerde dahil ise bizim işimiz de zor.




Etiketler: , , , ,

20 Haziran 2009

Arıcılık ve Hasada Doğru...

Vardiyalı sistemde çalışmayı bilenler bunun bazen verimliliği arttıran unsur olduğunu bilir.
Bugün bizim arılıkta da vardiyalı çalışma vardı.
Cuma akşamı astar boyaları yapılan kovanlar sabah erkenden 2. ve 3. kat boyaları atıldı.
Biz arılığa gittiğimizde 1. vardiya çoktan arılıktan ayrılmıştı.
Boyalarda kurumuş ve kovanlar kullanılmaya hazır hale gelmiş.

Kovanlar...

Arılıkta standardı yakalamak en zor işlerden.

Bu kovanların yapımında az bir özen gösterilse başarılı bir çalışma diyebilirim.

Sonbaharda belki de gelecek yılın gezginciliğinde kullanmak üzere edinebilirim.

Ancak tek bir sıkıntı var.

İlave sayısı 2 olmalı.

Tek ilave yetmiyor.

Bugün hem yeni kovanları devreye sokarak, hasat sonrası dağa çıkacak kolonileri polenlikli kovana aktaracağız hem de koloniyi hasada hazırlayacağız.
Eğer fırsat varsa ve koloni sayısı müsait ise bu aktarmanın da sağladığı avantaj ile kuluçkalığa açık yavruyu ve yeni kapanmış kapalı yavruyu indiriyoruz.
Aktarılan kolonilerde kuluçkalık toplam 10 çerçeve yavrulu hale getirildi.
Haftaya Cumartesi günü bu kolonileri kuluçkalıklarına hiç bakılmayacak.
33 karniyolun buraya kadar getirdiği koloni, yeni bir ana ile yola devam ediyor ve balı sırlamaya başladı.
1 haftalık ana arının faaliyeti olmaması sebebiyle balözü stoklaması gerçekten çok artmış.


Sırlama yeni kabartılmış ve ballanmış bir çerçevede daha beyazımsı oluyor.


Geçtiğimiz yılın petekleri ise daha koyu renkli.



Artık bal hasadına koşuyoruz ki kolonilerde hazır gibi.
Gelelim bir sürece...


Vadiden çıkınca mesai arkadaşlarıma çok zayıf 2 koloni yönetmelerini önermiştim ki meraklı kursiyer modunda olduklarından kabul ettiler.
Kovanları da gecekondu tarzında en eski kovanlardan seçmiştik.
2 koloni biraz mesafe kat etti ve bir kaç seçenek sunduk.
Ya ayrı 2 koloni olarak gideceksiniz ve balı unutacaksınız, ya ananın birini iptal edip komple tek kolonide birleşeceksiniz ya da bir ana 2 çerçevede sürünerek diğerine takviyeye devam edecek.
Son seçenek kabul gördü ve kısa sürede arı önce 2 katı doldurdu ve şu anda da 3 katta faaliyetini sürdürüyor.
Ancak gecekondu modundan çıkmalıyız ki olursa villa olsun deyip, 2'şer adet kovan aldılar.
Ben de denemek için 2 adet aldım. Toplam 6 koloniyi de sisteme sokarak dağda polene çalıştıracağız.
Bugün dağdan gelen haberler polenin hızlandığı yönünde...



Ve son hali bu şekilde idi.
Mavi kovan geçen yıl Eskişehir'li arıcılara dağıtılan kovandı ama ölçüleri tam standart.
2 cm. çıta döndüm kuluçkalığa da ancak o zaman çerçeveler dibe değmiyor.
Geçici olarak yaptığı görevi tamamladı bugün.


Ve bir numara da vermeliydik.
26 oldu.
26 deyince aklıma geçtiğimiz sonbahar kutuda numara taktığımız ana arı geldi.
Numara düştü ama bulamadım bir türlü...
26 akşamüstü sakalını yaptı.
Bir kafkas melezi ve vadide çiftleşen 2009 anası.

Bu da diğer kafkas melezi ki balı görünce hemen kapı önündeler.


İlavelerdeki boyut problemi...
Ancak bazen iyi bir vesile oluyor.
Araya ördüğü peteğe erkek gözlerini döşemiş.
İlaveyi kaldırınca paramparça.
Varroa görünmüyor ki şimdi hiç görmek istemiyorum.
Hele bal hasadı bitsin görüşürüz.

Egehan sayesinde bugün işler çok daha kolay..
Getir/ götür/ körüğü hızlandır / su /kola / silkele....
Genç olmak çok zor iş.

Bizim Bilecik yerlisi 83..
O da kapı önünde yatanlardan.
Attığım yarım katı aldım üstünden.
Hasada kadar onunla uğraşacağına balı sırlasın dedik ama çıktı kapı önüne.


33 karniyolun kolonisi.
O da kapı önünde yatanlardan.
3 ana ve bir meme ile çalışmıştı bir ara.
Kuluçkalığa dizdim tüm yavruluları arttı.
Diğer kolonilere veriverdim.
10 çerçeve yavru dağda çıkarsa, ne yaparız bilmem.
Daha ayçiçeğine de çok var ama.


Koloni aktarmaları tamamladık ve yumurtlayacak analarla doğumları görülenlerin varlıkları kontrol edildi.
Doğanların varlıkları güzel ki hem de çiftleşip dönmüşse.


Bazılarında da çıkan yavrular işi abartıyorlar.
Kek bölümünü full dolu tutmak gerekiyor aslında.
Bu durumda da ana arıya yumurtlama alanı kalmıyor.
Bunun için bir çözüm bulduk.
En basit strafor kutulardan bu iş için depolama şansı buldum.
Hem 1 ana arıyı barındırıyor hem de sıkışan koloniden alıyoruz bir yavrulu veriyoruz ham çerçeveyi.
10 çerçeveyi barındırıyor ki bu 10 gözü rahatlatmak demek...
Sonbaharda da ballı çerçeveleri sisteme süreceğiz.
Bu tur analarda da uçuş dönüş kayıpları minimumda.
O yüzden yapılması gerekenlerin tam zamanı.
Bu turdan sonra artık her kutudaki bir göz sabitlenecek ve diğer gözde üretim devam edecek.
Dönerse döner, dönmezse orta bölmeyi kaldırıp, kışa hazırlarız.
İyi güzelde bu seferde bir sürü kutu oldu.
Sonbaharda hem varroa mücadelesi , hem teşvik hem de stoklama beslemesi gözümü korkutuyor.
Yine matematiksel işlem yapıp toplarız ama önce şu hasadı bir kıvıralım.
Ekibinde canı artık sır almak ve makine çevirmek istiyor sanırım.

Etiketler: , , , , ,

18 Haziran 2009

Kul Sıkışmayınca

Bala çalışan kolonileri katladıktan sonra envanterdeki ilave sayısı bitmişti.
Çerçeve yine aynı şekilde.
Kul sıkışıyor gibi idi ama hızır yetişti.
Dün gece arılığa toplam 6 adet polenlikli ilaveli kovan bırakılmış ki toplam 120 çerçeve de bonusu.

Boyasız ve kulpsuz olduklarından Yusuf abi ihtarı vermeden hemen tedbir almalıyız.

Ekip gelmeden hemen kulp işini ben hallettim.

Girişler bu şekilde ve uçuş tahtası ile kapatma işlemi yapılıyor nakillerde.
Polen ızgarası metal olanlardan.


Yusuf abi de bizim arılıktaki kolonileri yine matematiksel işleme tabi tutuyor.

ODTÜ mezunu olduğundan matematiğim iyidir zaten diyor ve habire bölüyor.

Yaptığı 5 çerçevelik ruşetler dolmak üzere.


Ekip yavaş yavaş boyama işlerine ısınırken bala çalışan kolonileri üstten kontrole başladık.

Bal akışı haftasonuna nazaran hafiflemiş ki beyazlamalar artık sararmaya ve ballar sırlanmaya başlamış.

2'nci ilavede 6-7 çerçeve ballı ve diğerleri kabarıyor pozisyonda.

Planlı bal hasadımız 27 Haziran 2009 Cumartesi gözüküyor.

Ertesi gün ise ekibe katılmak üzere dağa çıkılacak.


Ahmet abi yeni öğrencilere asistanlık yapıyor.

Boyamada Silikonlu Dış Cephe Boyası kullanılıyor.

İlk katı biraz daha sulu olarak sürüyoruz ve kuruduktan sonra koyu 2'nci kat ile sonlandırılacak.



Yusuf abi boyama işlerine gözlemcilik görevini yaparken sohbet arıcılık ve havadan sudan konular...


İlk kat boyama bitirildi ve 2'nci kat boyaları atmak artık kolay.
Haftasonu sisteme sokmalıyız ki dağda polene çalışacak koloni sayısını yükseltmeliyiz.
22 koloni ile dağa çıkılacak ve 16 adedi polenlikli olacak.
Tavşanak, Laden gülü denilen bitki yavaş yavaş polenini vermeye başlamış dağda.
İnanılmaz güzel bir poleni var ve ilginç bir gözlemim daha tertemiz toplanıyor olması.


Etiketler: , , , ,

17 Haziran 2009

Arıcılık ki Yerinde Duramamacasına

Ekip hazır ve yine kalabalık.

Muhterem abi ve Gürbüz abi yardıma gelmişlerdi ki anlayamadan sarıldı pikap.

Sayı her geçen gün artıyor bakalım Yusuf abinin arılıkta.



Körükçülük.

O da bir sanat ve sanat sanatçılar tarafından icra edilir.


İlk arıyı kaptıkları gibi...

Havanın kararmasını beklemeye gerek yok ki geride bir sürü arı kolonisi kalıyor.

Gün batımı ve ..



Yine dağ başındayız.

Cevdet abi arılığa geçiş için önümüzde engel olan köpeklerin gezinti yapmalarını sağlayan uzun telin kaldırılması esnasında köpekleri kontrol altına alıyor.




Az koloni temiz iş...

Çabuk bitti ısınamadık bile.

Bu arada ben çıkamayacağım daha.

Bal hasadını yapıp çıkacağız gibi kısmetse.



Arıları indirirken Cevdet abi, Birol abiye domuzu götürdü dün akşam dedi.

Köyün yakınlarında ölmüş olan domuzu evvelsi gece yarısı gelip sırtlayıp götüren arkadaşımız için geceyarısı tedbirsel çalışmaları Birol abi yönlendiriyor.

Kocaoğlan ile sözleşme yapma şansımız olsa 1 koloniyi alıp gidebilir şeklinde madde koyacağız ama...

Sözleşmeye ben arıları getirene kadar operasyon bitirile maddesini de küçücük harflerle yazacağım ya da hızlı bir biçimde alt yazı şeklinde geçecek.


Etiketler: , ,

14 Haziran 2009

Arıcılıkla Dolu Bir Haftasonu.

Haftasonuna girişimiz arıcılığın en zor işlerinden birisi olan gezginci arıcılık etkinliği ile başladı.

Cuma akşamı mesai sonrası Birol abinin arılarını Tandır köyüne yani dağa götürme planı yapılmıştı.

Ekip hemen mesai sonrası arılıkta yerlerini alarak hazırlıklara başlamışlar ve biz de Ahmet şef ile beraber Birol abi'nin kayınbiraderi İlker bey ile Barış Isı kamyonetle arılığa vardık.

Çift kamyonet ile çıkacağız dağa.Burada hem Birol abinin hem Erol abinin hem de Yusuf abinin kolonileri var.

Aslında bal burada da yeni yeni başlıyor ama neden dağa çıkılıyor?

Birol abinin köyü olan Tandır köyünde hedef öncelikle polen toplanacak

O zaman gidiş zamanlaması bal iyice hızlanmadan olmalı...




Arılığa vardık ki Erol abi çadırda çayın daha sıcak olduğunu söylüyor.

Tam korkuluk modunda çıkmış ama gözü şiş çıkmasından sanırım iyidir.

Zaten gece ilerleyen saatlerde arıları hazırlamaktansa çay içmeyi tercih ettiklerini anlayacağız ama iş işten geçti artık.

Esas macera ilerleyen saatlerde...



Taşıma öncesi polenlikler toplandı ve polenler büyük tencereye boşaltılıyor.

Bu erken bahar polenleri çeşit bolluğu açısından zengin.




Hazırlıklar devam ediyor ve bizde çadırda çay keyfi yapıyoruz.

İlk arıları buraya indirirken yaşadığımız dağcılık deneyimini unutmak mümkün değil.

Birol abi illaki sırtını dağa dayayacak.




Başlıyoruz yüklemeye, arabada Yusuf abi ve İlker bey.



Ahmet şef ise patinaj yapan ayakkabıları ile zorlanıyor ki hata benim.
Dağcılık ayakkabıları giymesi gerektiğini söylemedim.



Yusuf abinin araba yüklendi ve küçük arı kaçırma problemlerini tıkama yöntemi ile çözdük.

Sıra diğer kamyonette.

Ve sıra Erol abinin arılarda.

Allahım bu kadar arı kovandan bu kadar kısa sürede mi çıkar?

Ben biliyorum çıkacağını ama.

Çünkü kırmızı soğan çuvalı kullanmayı öğrenene kadar hep yaşadık bu sendromu...

Kırmızı soğan çuvalı işin püf noktası.

Üst kapaklardan kayan olursa çuval çıkışı engelleyen unsur.

Ekip tiz o çuvallardan edinile...

Öğrendik gerçi yerini yüzlerce boşta çuval ekibin kontrolünde varmış.

O arabayı kim bağlayacak peki?

Birol abi ile ben.




Doğru dağa...

Yolda kovanlar ballı olduğundan ve hava da sıcak sayılabileceğinden arabalarında tabanına bol bol su döktük. Ayrıca ağızlarını kapatmadan kolonilerin içine de su püskürtüldü.

Taze ballı çerçevelerin olduğu kolonileri taşımakta büyük risk bulunmakta.

Ekibin bile çok büyük bir önemi var.

İşi bilmeyen bir ekip olsa o kadar arı çıktığında hiç kimseyi bulamazsın yakınlarında.

Gece dağa vardık ve buz gibi bir hava.

Yolda soğuğu da yiyen çıkmış arılar araba durunca tekrar faaliyette.

Artık ben bile pes ettim bazen. Üzerimdekileri temizlemekten çalışamıyoruz.

Eldivenliler görev başına...

Bir küçük bir dikkat edilmesi gereken işlem daha.

Arıların indirirken arabayı stop etmememek gerekiyor.

Nakil esnasında koloniler üst bölümlere hareket ediyorlar.

Stop edildiğinde arılar çıkışa doğru yükleniyor ve bunalıyorlar.




Arıyı elekle su taşma modunda indirdik.

Gece 01:30

Tandır köyü piknik alanı...

Hava buz ve karpuz-kola ne güzel gidiyor.

Sabah dayak yemiş modunda haftasonuna merhaba dedik ki çıkmayan iğnelerin temizliği sabah yapıldı.

Yusuf abi aslında ihtar vermeliydi ama...

Laf aramızda onun kovanlardan da arı kaçınca.

Gece tam benim gecemdi.

Kız kızabildiğin kadar.

Cumartesi sabahı güzel bir kahvaltı ve doğru arılığa...



İlk önce dikkat çekici resimlerle başlayalım.

İşte tam bir kireç hastalığı belirtisi.

Aynı arılıkta yapılmış kapalı yavrulu bir bölme sonunda ekstradan silkelenen arılarında geri dönmeleri sonucu kuluçkanın üşümesi.

Aslında bu hastalığa etmen olarak bir mantar sebep oluyor ve bu mantar genelde mevcut ama aktif hale geçişi için gereken koloni için negatif ama hastalık için pozitif faktörler gelişiyor.

Ve arılar temizlik yaparak kurtuluyorlar.

Temizlik yapma davranışı göstermeyen koloniler olduğu kadar çok çabuk temizleme yapan kolonilerde mevcut.

Bu durumda ne yapılmalı?

Eğer koloni güçlü ise sıvı besleme yapmalı ve ana arıyı da değiştirmeli.

Eğer bu şekilde zayıf bölmeler ise ana arıyı da kabul etti ise problemli çerçeveyi güçlü koloniye vermeliyiz.

Zayıf arıya da sadece ballı çerçeve bırakmalıyız.

Aslında en güzeli bölmeler için 2. arılık olması.

Böl ve götür.



Kovan önü kontrolleri de önemli.

Bu koloni erkekleri imha etmiş.

Bu artık oğuldan vazgeçtiğini de gösteren bir davranış.



Ballamaya başlayan kolonilerde bu beyazlığı görmek çok hoş.

Beyazlık devam ediyorsa akış devam ediyor demektir.




Ah bir bilseler alacağız çatır çatır.



Cumartesi günü itibarıyla arılıkta bala yönlendirilmiş 20 koloni 3 katlı oldu.

Ancak kapı önünde yatan 83 üzerine yarım katı da aldı.




Daha önce bölünen bölmelerden de bölmeler yapıyoruz ve anaları takıyoruz.

Bala çalışanlardan bölme yapmıyoruz ki ne kadar güçlü o kadar ürün.

Bölmelerden böle böle fazla olsun da sonbahara kadar yeni anaları da izleyelim bakalım.

Bu da bir yere kadar ki içi boş objede bitmek üzere.

Aslında bala çalışanların hepsini iptal edeceğim düşüncesiyle gelecek yılın arıları da hazır.

Ana arı üretiminde de bu durumda bir rehavet çöküyor ki geçtiğimiz yıl sonbaharda arı kuşundan en fazla zararı kutulardaki genç analar görmüş ve bazı kutular anasız kalmıştı.

Artık kutularda da yavaş yavaş kışlayacak genç anaları sabitlemeye başladık.

Bir bölümü sabitlenip bir bölümü üretime devam edecek.

Pazar sabahı Egehan ile birlikte arılıktayız.

Bugün tüm katlıların kontrolleri yapılacak.

Kuluçka dahil ayarlamalar yapılacak.




Arılıkta en öndeki koloniden başlamak gerekiyor.

Bal akımı hızlı olduğundan oğul olayı olacağını hiç sanmıyorum ama bakalım neler çıkacak?



Bugünlerde koloni kontrollerinde dikkat edilmesi gereken bir durum var.

Arılar eğer ana arıyı değiştireceklerse bal akımı esnasında ana arının gözüne sokar gibi sadece 1 adet meme yapıyorlar ve büyüklüğü de tabir yerindeyse füze gibi oluyor.

Ne yapacağız?

Öncelikle böyle bir meme ile karşılaşırsak ana arıyı da bulmalıyız.

Ana arıyı bulduktan sonra bu memeli çerçeveyi boş bir kovana alıyor ve yanına bolca arı silkeliyoruz.

Bir tek meme arılar tarafından seçildiğinden en güzel larva seçiliyor ve bolca süt ile besleniyor.

Bu süper anaları kaçırmamak gerekiyor.

Yurtdışında supercedure denilen bu analar izlenerek anaç materyal olarak deneniyor.

Bu koloniden memeliyi aldık ve haftaya tekrar kontrol edeceğiz ki tekrar aynı davranışı görme ihtimalimiz yüksek ki yapılacak işlem yine aynı.

Nasılsa eski ana arıyı iptal edebiliriz bal sonrası.

Alabildiğimiz kadar süper memeleri almalıyız.



Özellikle bu dönemde dikkat edilmesi gereken bir artı özelliktir ve geçmiş yıla ait kayıtlar incelendiğinde en verimli ana arıların bu tür ana arılar olduğu gözlemimizi de paylaşmalıyız.




İlavelerin yüksekliği işlerimizi zorlaştıran bir durum.

26 cm. olması gereken yükseklik 28 cm. olunca...

Hemen çerçevelerin altına da üstüne de eklemeleri yapıyor.

Kuluçkalıkların düzenlemelerini yapmak çok sayıda kolonisi olanlar için çok zor ama geçtiğimiz hafta kuluçkalığa indirdiğimiz kapalı yavrular çıkmışlar ve ana arı da kuluçkalığa inip yumurtlamış.

Ayrıca polen blokesi olmuş çerçeveleri kuluçkalıkta 2 ve 9 yaptık.

Araya yine kapalı yavruluları indirdik. Fazla polenlileri ise ilaveye açık yavruluların yanına aldık.

Polenli çerçevelerin düzelmesi için yapılması gerekn en güzel işlem açık yavrulu çerçevenin yanına koymaktır ki çok kısa sürede oyarlar.




Kabartma da hızlı stoklama da.

Tüm kolonilerde eşitleme de yaptık.

Fazla kabartmışlardan alıp, kılavuz çerçeve sayılarını eşit hale getiriyoruz.

Çok zor bir işlem bu ama eğer yaparsak koloniler çok daha verimli çalışıyorlar.

Bal hasadı öncesi de düzenleme yapacağız ki hasatta hiç kuluçkalık kurcalanmayacak.




Bugün öğle saatlerinde de İsmail bey'de yardıma geldiler.

Egehan biraz rahatladı ki sert üslupla yapılan dersleri İsmail bey sayesinde yumuşattık.

Bal stoklaması kolonide önce nerede başlıyor?

Bal akımı ile birlikte önce yavrulu çerçevelerin kemerleri fulleniyor, bilahare duvar çerçeveleri.

Bu işlemden sonra hem petek kabartma hızlanıyor hem de kabartılanlara bal stoklaması.

Sırlama işlemi bal akımı hızını sürdürdükçe başlamıyor.

Ne bulurlarsa getiriyorlar bugünlerde.

Sırlamaya da başlarlar yakında. Az azalsın akım hele.

Balı süzüp dağa ekibe katılacağız.

Dağda toplanma bölgesi çok hoş ki tam kocaoğlanın gezinti alanında.

Araya bir yere sıkışırız artık.



Tüm kolonilerde 12. ve 19. çerçevelere geçtiğimiz hafta verdiğimiz kılavuzlar kabartılmış ve kimisinde günlük yavru girmiş kimisinde ise bal.

Bunları hemen durumuna göre kaydırmalar yapıp yerlerine yine kılavuz verdik.

En güzel ve düzgün peteği 12. ve 19. çerçevede kabartıyorlar.




Her koloni işlemi bittikten sonra kayıtları alınıyor.

Bu kadar bal akımına rağmen 11-13 çerçevede yavru olması ana arıların gençliği ile de alakalı.

Öyle bir yarış ki...




19. çerçeve ve süper kabartmış.

İsmail beye göre sermaye.





Bu da 12. çerçeve ve günlük yavrulu.

Eğer günlük yumurtalı ise ilavede yumurtanın bittiği yere 16. veya 17. çerçeve olarak koyuyoruz.



İlavelere de kulp takmak gerekecek ki artık iş zorlaşıyor.

Bugün ise bildiğimiz genel bilgilere ters bir sürü işlemi aynı anda bir kolonide gördük.

Koloni no:60

Bizim 33 numaralı karniyolun kolonisi.

33 karniyol öldü ve yeni anayı kabul etti.

Yeni anayı geçtiğimiz günlerde görmüştüm kabul etmişlerdi ama boyayı biraz sildiklerinden yeniden boyarken düşer gibi oldu, uçtu mu düştü mü derken kayboldu.

Neyse demiştik ve bir ana arı daha kafesleyip vermiştik.

Bu ana arıyı da çıkarmışlardı ve ana arıyı görmeden tüm çerçevelerde yaptıkları memeleri de temizlemiştik.

Bir ana arı olması gereken kolonide bugün genel bir kontrol ve yumurta kontrolü yapılmalıydı.

Kuluçkalıkta başlıyoruz.

Günlük yumurta arıyoruz. Derken bir çerçevede bir meme.

Kopardım ve ana çıktı başladı yürümeye.

Hemen kafese ve boş bir çiftleştirme kutusuna attık.

Derken bir ana arı ama kafası boyasız gibi.

Dedik bu ana arı kafesten çıkan olmalı ve onu da boyayıp dışarıya aldığım bir çerçeveye saldım.

Kuluçkalıkta diğer çerçevede günlük yumurta da mevcut ve ahanda bir boyasız ana daha.

Aldık onu da hemen boyayıp kafese.

Kuluçkalığı düzenledik ve ilk boyayıp çerçeveye saldığımız anayı da kuluçkalığa koyduk.

1. ilavede kontrolleri yaptık ve düzenledik.

Sıra 2. ilavede yani 3. katta.

Ahanda burada da günlük yumurta var.

Derken yeşil kafalı bir ana da 3. katta yumurtluyor. En son verdiğimiz ana arı bu.

Onu da kafese aldık.

Sonuç itibarıyla kolonide 3 ana ve bir meme var ve arı gümbür gümbür bal topluyor ki bu çok normal 1 hafta yumurta kesildi.

Şimdi neden böyle?

Sanırım meme kontrolünde 2 memeyi gözden kaçırmışız.

Ayrıca uçtu dediğimiz ana da koloniye düşmüş.

2 yumurtlayan ana ve bir bakire ana kolonide iken bir meme daha bulunması ve oğula gitmemesi ise yine yoğun bal akımına bağlanabilir mi?

Bir kolonide 3 ana ve bir meme çok ilginç ki esas ilginç olanı acaba başka ana var mı idi düşüncesi...

Uygun birzamanda hafta içi tekrar bir kontrol gerekecek gibi.

Ne olursa olacak artık ki şu an topladığı bal bile yeter de artar bile.



Koloniler 3 katta.

Ve kapı önünde yatışları da devam ediyor.

Ancak ben bittim artık.

Sadece 1 adet ilave ile sadece 1 yarım ilave kaldı.

Toplam 10 adet mumlu çerçeve ile 20 adet telli ama mumsuz olmak üzere 30 çerçevem kaldı.

Mum çok ama bağlayacak adam yok.

Bundan sonra dalağı örmeyen namerttir.

Eşitleme yapmama rağmen 4. kat isteyen arılar şimdiden mevcut ama yavru durumu analizi yapıldığında ise işimiz gerçekten magazinsel olabilir.

Başka çerçeve de almayacağım başka ilavede.


Kasnakları vermemeyi düşünürken onları bile verdim ki doldurmuşlar bile karbeyaz.

Dayıma yükle gel arıları dedim ama onlar ıhlamurdan vazgeçemezler.





Akşamüstü bal kolonilerinin işi bitince çiftleşmiş olması gereken ana arılar kutularda kontrol edildi.



2 adet dönemeyen ya da uçuşta olan vardı ve onlara hemen açık larvalı verdik ki çok güze cevap verirler var mı yok mu?

Ana arıların bir çoğu işaretini almış dolanıyordu.

Demek ki 3-4 gün içinde yumurta göreceğiz.




Cumartesi sabahı telefonla bana bir ana arı geldiğini söyleyen Yusuf abinin işyerine giderek anayı alıp, arılıkta bölme yaparak vermiştim. Bu akşam kontrol ettiğimde çıkmış ve başlamış bile yumurtlamaya.

Gelecek yıl göreceğiz bakalım performansı...

Bu arı arılığa girdi ya kavak tepesinde oğul toplama görüntülerini görme isteği var sanki.

Çok yoğun ama keyifli bir haftasonu idi.

Bu hız çok değil bir hafta daha devam etsin tamamdır hayırlısı ile.

Etiketler: , , , ,

07 Haziran 2009

Nasıl Başarıyoruz?

Unutkanlık başlasa da çabuk toparlıyoruz.
Cuma akşamından kalma görüntüler olduğunu hatırlayınca Cuma akşamından başlayarak, Pazar gününe atlayacağız.
Arıcılık geleceğe yönelik yapılan planlamaları da içerdiğinden bazı şeyleri çok önceden planlamak gerekiyor.
Ne zaman bal gelecek?
Ne zaman arı pik duruma gelecek?
Nisan ayında yapılan koloni düzenlemeleri bugün ne düzeye gelecek?
Ne kadar mum gerekecek?
Gelincik ne zaman açacak? ( Gereksiz bir soru ama olsun.)
Soru o kadar çok ki...
Bu soruların bir çoğuna doğru cevap verenler ise şimdi balın keyfini sürüyorlar.

Arılarımızın bulunduğu bölgede kuşburnu ağaççıkları bol miktarda mevcut ve çiçeklerini açtılar. Çok güzel polen vermeleri, bizim bölme kolonilere yarıyor. Çünkü bala çalışanlar poleni iyice minimuma düşürdüler.

Çiçeklenme ile arının pik durumunu denk getirmek için yapılacak bir sürü teknik var.
Koloni kendi imkanları ile gelemiyorsa, biz yardımcı olarak takviye veriyoruz.


Bu resimleri görünce o kadar çok gülesim geliyor ki...

Kursiyer ya bu arkadaşlar.

Yüksek lisans alacak kadar petek telleme ve mum bağlama yapabiliyorlar.

Ancak yeterlilik sertifikasını verecek imzayı atacak olan ben isem, çok az çerçevemiz kaldı.

Onları da bitirsinler bakalım.

Uzaktan seyredip, maske altından güldüğümü görseler...

Geçtiğimiz yıl bugünlerde hurma ve tırmalama muhabbeti yapıyordum ama bu yıl tıkır tıkır lazım oldukça depodan al hazır.


Başka bir eğitim ise, koloni kontrolü.

Ana arıyı bile bulabiliyorlar artık.

Aslında gözden kaçırdığım bir konu vardı bunu da paylaşmazsam çatlarım...

Şimdi iki koloniyi birleştirip bala yönlendirdiler ya koloni 2. ilaveyi istiyor.

Bende klasik ilave yok deyiverdim.
(Depoda strafor ilaveleri görmüyorlar herhalde.)

Cuma akşamı elinde şerit metre ile ilave ölçüleri alıyorlardı.

Ne olacakmış ki bir ilave yaptırmaya.

Yaptırın da görün.

Konu ile haftasonu ilgileneceklerdi esas muhabbet yarın olur.

Eğer ilaveyi yaptıramadılarsa bugün koloniyi kontrol ettim de..

He he he..

2-3 günleri var yoksa oğul ile ilgili internette gördükleri paylaşımlardan çok faydalanırlar.

Güzel bir Pazar sabahı ile başlıyoruz yine arıcılık faaliyetlerine.

2 koloni verdiğimiz Fatma Hanım ve Mehmet Bey'in çiftliklerine Egehan ile birlikte gittik.

Kolonilerin çalışmaları güzel görünüyordu.

Gidiş amacımız...

Koloni isterken oğul vermesin, sakin olsun ve tabi ki bal yapsın denilmişti.

Bu tarife uygun olarak Kafkas melezi 2 koloni vermiştik ama kışlama konusunda Kafkas melezlerinin başarısının düşük olduğunu da biliyoruz.

Bu yüzden gelecek yılın arılarının oluşturulması gerekiyor.

Klasik bizim taktik.

Bala çalışanların yanında gelecek yılın arılarının hazırlanması...

Önceden hazırladıkları 2 boş kovan ve bala çalışanlar...

Bala çalışanların kontrolleri de yapıldı.


Ana arıyı ilavede yumurtlama faaliyetlerini gösterirken gördük.
Balda hızlanmaya başlamış.


Ana arı ballı çerçevelerde yumurtlamaya yer arıyor.


Cumartesi akşamı 2 yavrulu arılı çerçeve ile kafeste 2 ana arı, 5 çerçevelik ruşette arabanın bagajında gecelediler.


2 çerçeve arasına kafeste anaları taktık.


Ve diğerini de.
Bu analarda sonbahara kadar ellerinden geldiği kadar sürükleyecekler koloniyi.
Bal hasadı sonrası eşitleme yapılarak kışlamaya hazırlanacaklar.


Ve arılığımızdayız ki bugün Egehan körükçülük görevinde.
Bizim arıların bulunduğu yer ile şehir arasındaki mesafe az olmasına rağmen geçtiğimiz hafta akşamları yağan yağmurlardan burası hep nasiplenirken, şehir sadece tozunu bastırmıştı.
Şimdi bu yağmurların pozitif etkilerini görüyoruz ki otlar neredeyse insan boyu.
Akasya ise artık tam açık pozisyonda diyebiliriz.
Hava şartları da tam bal için uygun.


He he he...
Erkekleri böyle içtima yapan koloniler artık 5 kat bile olsa kovandan bir yere gitmezler.
Bu kovan yine iyi, bazıları sınırdışı bile etmişler.

Dün bahsettiğim ilavelerin boyut problemi...
26 cm. olması gereken ilaveler 28 olunca arayı hemen dolduruyorlar.
Burası 1. ilavenin üstü...
Bunun altındaki kuluçkalık alanında da aynı sıkıntı mevcut...

Bölme kolonilerde ise yeni kabartılmış çerçevelerde bütün unsurlar yakınlarda toplanmaya çalışılıyor.
Polen, balözü ve yumurta...



Ana arıları yeni verilen kolonilerde ana arının kafesten çıkışı ve yumurtlama kontrolü olarak 2 kontrol yapılıyor.
Sonra bir şey olmaz diyoruz ama dalakları sallıyorlar.
Bu gençlerle fazla uğraşılmıyor işin açıkçası.



Öğleden sonra...
Balözü akışı hızlanınca artık ne yapacaklarını şaşırıyorlar.
Yusuf abi 4. kat bile kesmez diyor ama kapı önünde yatsınlar şimdilik.


Aynı sehpalara denk getirmemek lazım aslında.
Koloni çöküş hastalığı ile sehpa çöküş hastalığı birbirine çok benziyor.
Ayarı fazla kaçmış bu koloninin.
Aslında eşitleme yaparken 12-13 yavrulu hale getirmiştik ama bazısında kapalı sayısı çok olunca böyle oluyor.
2-3 güne kalmaz diğerlerinde de kapı önü yığılmaları çoğalır.
Biraz özet yapmak gerekiyor sanırım.
Neden başarı o kadar uzakta değil...
Ana arılar genç...
(Kesin biliyoruz ki doğum günlerini bile belli. 2009 Nisan'da vadide yetişen analar bile bal üretim kolonilerinde)
Bir ana arı bir kez kışlıyor ve bir kez bala çalışıyor.
Kışlama veya bal toplama işindan birisini 2 kez yapan ana arılı koloni tamamen yük getiriyor.
2 kez kışlayacak kolonilerimiz tabi ki var ama onları o kadar kontrol altında tutuyoruz ki yumurtlamasınlar diye full ballı çerçeve veriyoruz. Kim bunlar.. Tabi ki anaç koloniler.
İyi bir varroa mücadelesi ve şu anda varroa hasarlı işçi arımız yok.
Erken baharda ve baharda klasik besleme tekniği. ( Katı ve sıvı... Zamanlama ve uygulama şekli)
İyi bir koloni yönetimi.
(Erken baharda kuluçkalık yönetimi de diyebiliriz.)
Irk...
(Irk işi de bir yere kadar ki genetik çeşitliliği fazla bir arılıkta hangi ırk desem ki hepsi de bu yıl yarışıyorlar.)
Çiçeklenme ile arıyı pik durumda denk getirme.
( Gerekirse takviye vererek)
Takıldığımız yerde bilgi, malzeme paylaşımı yapabilecek bir ekip.
(Burada yazıp çiziyoruz ama en çok soruyu ekipte soran yine ben.)
Sonuçta karşımıza, arıların çalışkanlığının da katkısıyla ürünler...
Bu arada bugün çok yakında arı taşıyacağız gibi duyumlar aldım.
Birol abi'ye Tandır köyü yolu çıkmış kahve falında.
Polen derleme planlaması yaptıklarından bal süzmeden çıkacaklar.
Kısmetse bende balı süzüp katılırım dağda ekibe.

Arıların işini bitirince lojistik destek zamanı.
Çürümüş söğüdümüz her zaman ürün veriyor.
Bittikçe 2 teneke dolduruyoruz ki 15-20 gün yetiyor.

Etiketler: , , , , , , ,

06 Haziran 2009

Artık İkinci Bahara Geçiyoruz.

Bu haftasonu itibarıyla baharı atlatıyoruz.
Arılıkta da ikinci bahara geçiyoruz.
Çünkü artık oğul riski mimimuma indi.
Bala yönlendirilen kolonilerde görülen küçük aksaklıklar giderildi.
Aksaklığın olduğu bir kolonide yapılan işlem bizlere referans teşkil edecek tarzda ve genelde başarılı bir uygulama olduğundan anlatmaya çalışacağız.
Gelecek yılın kışlayacak ve bala çalışacak kolonileri de hazırlandı.
30 adet genç ana 2-3 çerçeveli bölmelerde sistemi çalıştırmaya başladılar.
30 adet bölme bal hasadı sonrası baldan dönen 2008 anaların yıprananlarından takviye alarak güçlendirilecek ve kışlayacaklar.
Bazıları hiç takviye almadan kışa hazırlanacak düzeye gelecek gibi gözüküyorlar ki o konuda da ilginç acemiliklerimiz yine devam ediyor.
Bugün arılığa vardığımda hava şartları tam bal havası denecek tarzda idi.
Sıcak yerinde, rüzgar yok denecek kadar az, nem ise bir hayli yüksek.
Bölgedeki çiçeklenme de zirvede.

Gelinciklerde açmaya başladı.

Öğleye doğru ancak çalışmaya başladık ve Bozüyük'ten misafirlerimiz vardı.

Ana arı alarak ayrıldılar.

Güzel bir diyalogta yaşanmadı değil.

Arıları olan akraba olan iki kişinin arasında şöyle bir diyalog gelişiyormuş.

Arıları o kadar kurcalarsan, tabi ki hiç bir şey olmaz diyormuş bir arıcı.

Diğer arıcı da bugün yanında bir başka akrabası ile bizim arılığa gelmişti.

Yanında gelen arkadaşa diyor ki!

Söylersin artık bak bakalım karıştırınca oluyor mu olmuyor mu?

Öncelikle sorun ne idi?
Vadiden çıkarken yeni bir genç ana takmıştım bu koloniye.
Yumurtladığını da görmüştüm.
Diğer kolonilerden takviye alarak bala yönlendirildi.
Ancak geçtiğimiz hafta ana arıyı yumurtlatmamak üzere üst örtü tahtasının dışına kadar sürmüşlerdi.
Anayı tekrar içeri atmıştım ama bakamamışım. Kayıtlardan anladığım gözden kaçmış.
Cuma akşamı şöyle bir kontrol ettim ki anayı halletmişler ve memeleri asmışlar.
Oğul vermiş olabileceği ihtimaline karşı da kontrol ettim ama kadro aynen duruyor.
Ve yedekten bir ana arıyı kek bölümünü açmadan kafeste verdim.
Bu sabah budama işlemi yaptım.
Bu uygulamayı bizim ekipte en çok Birol abi yapıyor.
Kovanı yerinden kaldırıp, yerine boş bir kovan koyuyoruz.
Tüm arıyı ön tarafa silkeleyip, çerçeveyi kontrol ettikten sonra ve varsa memeyi bozup, kovana koyuyoruz.
Arıların çıkması için bir rampa iyi iş görüyor.
Kuluçkalıktaki tüm arılar silkelendikten sonra, dün akşam verdiğimiz ana arının kafesini de rampaya yerleştiriyoruz.
Boş bir ilave konduktan sonra ilavedekileri de silkeliyoruz ve ana arının kafesini açıyoruz.
Oğul psikolojisi yaşadıkları kesin ki kuyruk kaldırarak salgılamalar yapıyorlar.
Ana arı da kafesten çıkıyor ve...


Hiçbir şey olmamış gibi tıpış tıpış kovana.

Finalinde de en son genç işçiler giriyorlar ve kadro tamamlanıyor.

2-3 gün sonra yumurta kontrolu yapılarak işlem sonlandırılacak.
Güçlü kolonilere ana arı kabul ettirme veya ana arı değiştirme de bu yöntemi de etkin olarak kullanıyoruz. Biraz uğraştırıyor ama sabırlı isek, başarı şansı yüksek.

Çünkü kafeste ana arıyı hiç olmazsa bir gece kafeste kek bölümünü açmadan bekletmek gerekiyor.


Gelecek yılın arıları olarak oluşturduğumuz bölme kolonilerde daha bir şey yoktur diye zamanımız da az olduğundan bakmadan es geçiyoruz haftaiçi akşamları.

Balözü akımı hızlanınca ve kapalı yavrulu çerçeveden çıkanlar hemen atak yapıyorlar.

2007 yılında kolonilere verdiğim çerçevelere "2007" yazmıştım.

Bu yıl yeni kabarttırdığım çerçevelere de "09" yazıyorum.

Bunun faydası sonbaharda ve bal hasadında oluyor.

Kuluçkalığa bu yeni kabartılanlar veriliyor ve kuluçkalık yenilenmiş oluyor.



Geçtiğimiz günlerde 2. ballığı attığımız şefin koloni.

Hafta arası en üst katı açıp, daha burayı doldurmamışlar demişti Ahmet şef.

Birden dolacağı beklentisi nasıl oluştu ise.

Aslında dolar ama mutlaka her koloni için bugünlerde 10 adet kabartılmış çerçeve olması gerekir.

Kasnaklarda erkek yavruluların haricindeki bölümlere balı doldurmuşlar.

Geçtiğimiz günlerde bir bilgi paylaşımı esnasında kasnakların üst bölümündeki boşluklara tahta takozların konulması gerektiği bildirilmişti ama önemsememiştim.

Bugün haklılığını gördüm.

Kasnağın her iki tarafında kabartılmış olan çerçevenin boşluğa gelen bölümü aşırı kabartılmış.

Bu arılar boşluğu sevmiyorlar ne yapalım.

İtina ile boşluk dolduruyorlar.


İşte böyle.

Kasnakların yeri diğer çerçevede nasıl da belli oluyor.

Bu arada Ahmet şef bu fotoları görürse, artık kolonide nereye bakacağını öğrenir.




Verilen 2. ballık bu kovana ait değil ve mesafe 1 cm. den fazla oluyor. Bu yüzden çerçeve üstlerine merdiven yapıyorlar.

Bende bir çok kovanda bu sıkıntı var.

Özellikle Bilecik'ten aldığımız kovanlarda.

Her ilave indirdiğimizde bir hayli mum topluyoruz.

Aslında biraz da iyi oluyor. O bölüme erkek yumurtası atıyor.



Sabah Yusuf abi, Mustafa hoca'ya 1 kovan arı getireceğini söylemişti.

Mustafa hoca'nın arıları bana 2 km. kadar.

Bende geldiğinde yardıma gittim.




Sonra bizim arılıktaki arılarını kontrole geldi.

Bir sürü arı böldü yine.

Artık numaraların önüne "1" eklemiş.

Bizler numaraları küçük plakalar halinde vidalıyoruz.

99 , 100 diyerek bitiyor seri numaralar.

100'den fazla olunca da işler karışmış ve 199,200 yazacak şekilde tedbir almış.



Artık ana arı ile balın yarışında ibre baldan yana...
Çıkan yavrunun yerine ilavede bal girmeye başladı.



Ahşap çiftleştirmelerin çeçrevelerine uygun bir kutum daha vardı.

Geçen yıl kullanmamıştım ama bu yıl nerede ne varsa içi arı görecek gibi.


Akşamüstü etrafı kolaçan ettik.



Fiğler iyice ot içinde kaldılar.

Ortam hoş görünüyor.


Papatya...
Arılar konsa zaten bu kadar gelip kolonilerin dibinde çıkmaz.
7-8 bölme daha yapabilecek kadar boş kovanımız kaldı.
Onları da kullanırsak...
Çiftleştirme kutularının da ballı birer çerçevelerini alıp, yerine kılavuz verdim. Kışın hazırladığımız küçük çerçeveler devreye giriyor.
Çıkan ballıları da büyük çerçeveye dört adet alacak şekilde toplayıp, arısıyla bir koloniye koyduk.
Ballılardan sırlananları depoya alacağız. Sonbaharda ve kışa girişte kutuları bu ballı çerçevelerle destekleyeceğiz.
Ana arı işini de yavaşlatmak gerekiyor.
Çünkü artık bal hasadına doğru yelken açtık.

Etiketler: , , , ,

01 Haziran 2009

33 The End.

Hava sıcaklığı artık balözü akımına uygun hale geldi.

Bu akşam arılara tekrar gitmek gerekiyor.

Akasya uçlardan açmaya başladı.

Bu bize balözü akımının zirve yapacağını gösteriyor bu dönem için.

Koloniler hazır mı?

Durmaları barış uğruna...

Artık 33 yok.

Habire yedekliyorlardı.

Onlar yedeklediler diye, dün ben de yedeklemiştim kafeste.

Ancak diğer oyuncuya ilgi göstermişler ve oyuncuyu değiştirmişler.

Denemeye tabi tutulmak üzere gönderilen Karniyol ana arı hakkında söylenecek sözlerimiz elbette olacak.

Sakinliği zaten biliniyor.

Kuluçka hızı, Muğla arısı ile aynı düzeyde.

Kışlama esnasında Muğla'dan daha az bal tüketiyor.

Sonbaharda iki kez çok yoğun bir şekilde meme yaptı ve bunu diğer ırklardan takviye vermeye bağlamıştık.

Baharda da aynı teşebbüsü gösterdiler ama müsaade etmedik.

Bu arada iyice hırpalandı, kanat neredeyse hiç kalmadı.

Petek kabartma performansı iyi olmasına rağmen, bal akımı hızlanınca ayarsız petek örmesi dikkat çekici.

Varroa konusunda ise bir şey söylemek zor, çünkü diğer kolonilere yapılan işlemlerin aynısı yapıldığından, diğerlerinden bir farkı yok.

Bal toplayıcılığı ise, aynı ırktaki Muğla arısına çok benzer ve yüksek performanslı.

Çünkü kadroyu erken zirve yaptırıyor.

Teknolojik ürün olmasının dezavantajı da yok değil.

Pili çabuk bitiyor.

Kullanır mıyım bu ürünü?

Evet kullanırım.

İç Anadolu bölgesinde Karniyol ile çalışan arıcılar olduğunu biliyorum ama geleneksel arıcıların başa çıkabilmesi zor gibi görünüyor.

Arıya hükmedebilen arıcılar için ellerinde iyi bir materyal olabilir.

Etiketler: ,

31 Mayıs 2009

Arıcılık ve Hava Şartları

Dün akşamüstü katıldığımız açık hava etkinliğinde güzelce ıslandık. Yağan yağmura bölgesel yağış geçişi deniyor ki biz nerede isek orası bölge oluyor herhalde...
Ancak sabah yine kızdıran güneş hiçbir şey olmamış gibi bir ortam yaratıyor.

Gelincikler tek tük açmaya başladılar.

Hemen arıların yan tarlasında ekilmiş olan fiğ açmaya başladı.

Uzaktan bakılınca hiç belli olmuyor. Otlar o kadar uzamış ki bastırmış.

Arıların ziyaret ettiğini de gözlemlemek güzeldi.

Ancak ekili alan çok az. Dişlerinin kovuğuna bile gitmez herhalde..


Yaptığımız bölmelerde ana arı kafesten çıkıp yumurtasını da görünce kontrol süresini uzatıyoruz herhalde.

2 çerçeve arı dalak sallamış.

Biraz da burada bölmede ayrılan kapalı yavrunun çıkanlı olması etkili.

Çıkan genç işçiler dışarıdan gelen nektarı değerlendiriyor.


Bugün hem genel bir kontrol hem de kuluçkalık düzenlemesi yaptım.
Kovanları aktararak bu işlemi yapmak benim kolayıma geliyor ve bu esnada boşa çıkan ilavelerdeki propolislere aşırı talep vardı.
Bu zamanda propolise talebin sebebini bilmiyoruz ama çok ilginç.

Ama hazır propolise talep, belki de doğal toplamakta yaşadıkları zorluktan olabilir.

Bala yönlendirdiğimiz bazı ana arıların değiştirilip, yedeğe alınması gerekiyor ama bunu bu dönemde yapmak tabi ki riskli.

Güçlü bir koloniye yeni anayı vermek...

Eski anayı ve yeni anayı kafeste aynı anda koloniye verdik.

Arılığa gittiğimizde eski anayı uygun bir yere vereceğiz ve yeni ananın kek bölümünü açacağız.


Kuluçka düzenlemesi yaparken, kapalı yavruluları kuluçkalığa indirdim.
Açık yavruluları ilaveye aldım.
Kuluçkalığa indirdiğimiz kapalı yavrulular bu yıl kabartılmış ve yavrusunu kapatmış düzgün petekler.
Bal hasadında da kuluçkalık düzenlemesine dikkat ediyoruz ama yeni kabartılmış peteklerin kuluçkalıkta kalması büyük avantajlar sağlıyor.
Eski ve bozuklu petekler ilavede tutulacak.
Kuluçkalıkta bulunan bu kapalı yavrulu çerçeveler yavruyu çıkartttığında ilavedeki yavrular kapanacak.
Dolayısı ile ana arı ızgarası da kullanmadığımızdan ana arı yumurtlamak üzere kuluçkalığa inecek.
Bal akımı tahminen 20 gün süreceğinden gerekirse yeni bir düzenleme daha yaparız.
Akasyalar bugün yavaş yavaş belirmeye başlamış.


Kapı önü sakal durumları öğle saatlerinde başladı.
İş isteyen genç işçiler bunlar ve içerisi sıcak desek 3 katlı bir arı ama yine de kapı önünde bekliyorlar.



Akşamüstü yine aynı dün akşam...

Gökgürültülü sağanak yağış.

Radyoda da bölgesel yağış geçişleri muhabbeti devam ediyor.

Tamam yağsın ama, köy yolu yeni yapılıyor ve toprak döktüklerinden çıkana kadar patinaj eğitimini sağlamladık.

Ama şehre yaklaşınca gördük ki şehirde bir tek damla düşmemiş.

Akşaüstü yağmur, gündüz kızgın sıcak.

İçimden bir ses haydi bakalım diyor.

Bala yönlendirilen toplam 20 koloniden, 10 adedi 3 katlı hale geldi.

Gelecek haftasonu diğerleri de 3 kat olacak gibi duruyor.

Geçtiğimiz yıl kayıtlarına baktığımızda 15 gün önde gidiyoruz koloni gücü olarak ve bal akımı geçen yıl ile aynı gibi.

Dolayısı ile bal stoklama güçlü arı ile daha dikkat çekici hale geliyor.

Yusuf abi'ye göre 4 katlı olmadan durdurmak mümkün değil imiş.

Nerde o kadar ilave bizde?

Etiketler: , , , , ,

29 Mayıs 2009

Kursiyerler Çoğalıyor.


Yoğun bir haftayı bitirmenin rahatlığı ile soluğu arılıkta almayı planladık.

Bu akşam çok kursiyer bekleniyor.

Biz Ahmet Şef ile arılığa vardığımızda Yusuf abi gelmiş ve arılarını düzenliyordu.


Körükçü yardımı ile ana arı arama çalışması yaptılar.


Oğul konusu artık bıçak sırtı.

Toplam 20 kolonimiz var bala çalışan ki kimse kıpırdamasın şimdilik.


Biraz zor kıpırdarlar gibi, büyük balözü akımı başlamak üzere...


Akasyalar yapraklandı ve en uçlarda tomurcukları gördük.


Bir hafta içinde hızlanır.



Bu yıl kasnak uygulamasında deneme kolonisi olarak şefin koloniyi seçtik ve sonuç yine aynı.

Izgara yoksa anında erkek arı yumurtası basıyor kabarttıktan sonra.


Kursiyerler hazır ve nazır.

Öğrensinler bakalım. Belki faydasını görürüz.

Merak işte.

Temmuz sıcağında ballı çerçevelerin olduğu ilaveleri taşıdıklarında görecekler Hanyayı Konyayı ama.

Bir kat atma furyası gidiyor arılıkta.
Ahmet şefin koloni bu akşam 3'üncü katını da aldı.
Kendi kovanı 2 katlı zaten ama bizim katın birisi gitti.
Bizim verdiğimiz kattaki ballar nasılsa benim.




Ekibe daha sonra Mustafa Hocamız da katıldı ve klasik arıcılık paylaşımları.
Hava şartları da güzelleşti ve iyi ki arıcılık yapıyoruz.
Yoksa bu doğa ortamında bulunmak kolay mı?

Etiketler: , ,

24 Mayıs 2009

Cennet Gibi...Gittik ve Döndük.

Bahar aylarında dayımları ziyaret etmek gerçekten süper oluyor ki bu haftasonu da bu şekilde oldu.
Çok uzun soluklu bir haber olacak sanırım.
Arıcılık tabi ki olacak ama diğer görüntülerde çok güzeldi bizler için.
Bir bölümünü paylaşacağız ama yaşamak lazım...

Dayım, arıların bulunduğu çiftlikte boş kalan araziye bu yıl arı otu ekmişti.

Zaman zaman görüntülerini de gönderiyordu.

Bu kez arı otu ekilmiş bir sahayı yakından inceleme fırsatı buldum.

Eğer ekilse de olur ekilmese de dediğiniz arazilere arı otu ekilebilir diyebiliriz artık rahatlıkla.

Çünkü müthiş bir arı ziyaretine sahne oluyor...

Verimli olan topraklarda da arı otu neredeyse bir adam boyu yükseliyor.

İlk çiçekler tohum tutmaya başlasalar da alt dallardan yeni sürgünler sürmeye başlamış.

Dayım arı otundan polen toplamadıklarını takip etmiş ilk zamanlarda.

Benimde dikkatimi çeken az da olsa polen topladıkları yönünde idi.

Polen kutularını kontrol ettiğimizde ise, mor mor az da olsa polenlere rastladık.

Arı otlarının arasında kapan kovanlar.

Ayrıca güzel iş yapıyorlarmış.


Evet.

Papazın işi gücü yok bir de erik ıslah etmiş olmalı ki PAPAZ Eriği diyorlar.

Hiç merak etmeyin hepimizin adına ben bol bol yedim.

Zaten fazla da yenmiyor...


Kirazlar için 1 hafta erken gitmişiz.

Ama erikler için tam zamanı.


Göbekli marullar.

Tam göbeğe ulaşmak için bir hayli uğraşmak gerekiyor.

Enginarlar.

Şifalı sebzelerden...

Biz daha çok, körpe iken toplarız ki dolmasını yaparız.

Biraz daha büyüdüklerinde ise alt tablasından zeytinyağlı güzel hafif yemekleri oluyor ama körpesinin dolması...

Bir de hünerli eller yaparsa..

Allahım bu ne güzellik.


Hormonsuz ve mükemmel bir kokusu var.



Baklaların sonuna yetiştik diyebiliriz ama yine tadımlık bulabildik.

Biraz arada arılar olmalı.

Hemen hemen tüm kolonilere katları atmış dayım.

Ancak ana arısı değişmesi gerekenlerde mevcut.

Bizde elimizden geldiğinde ana arı getiriyoruz.

Üstelik çok güzel ana arı takibi yapabildiğimiz bir farklı bölge arılığı diyebiliriz burası için.

Bir örnek olarak geçtiğimiz yıl Muğla arısından süzdüğümüz balların haberlerini yapmıştık.

Bu yıl ise Muğla garibanım daha hala kuluçkalıkta sürünüyor.

Ancak kovanın üzerindeki not kağıdını dayım cebine aldı.

7 kapalı yavrusunu arısıyla almış ve 7 çerçeve de arı silkelemiş diğer zayıflara...

Muğla biraz kızgın diyor.

Nasıl kızmasın ki?

Biraz da arıcılık yapalım değil mi?

3 adet Kafkas Melezi denemeye tabi tutulacak.

Batı bölgelerinde başarısız denilen kafkasları test etme imkanı bulacağız.

Kafkas ile ilgili yanlış ve eksik bilgilendirmeler olduğunu belki de Kafkas arı üreticileri de farkında.

Bu yüzden bir çok ilde bilgilendirme toplantıları yaptılar.

Kafkası kışlatmak için gereken takviyeleri veremeyen arıcıların aşırı kış kayıpları Kafkas arısının büyük bal toplayıcılığını gölgeliyor.

Ana arısını yenilemeye tabi tuttuğumuz kolonideki not.

Muhtemelen oğula niyetlenen bir koloni imiş ve dörde dölünmüş.

Sadece 1 ana kalmış.

2006.

Dayımın deyimiyle genç ana.

Yeni kayıtlar.

Bu kayıtlara artık sıkça rastlanıyor bu arılıkta.

Halil getirdi. Kafkas. Ana Yeşil. 2009 (Genç ana)

Yine genç ana yazılıyor ki 2012'de ne kadar güleriz yine.

Al bakalım boyayı ele.

Boya bakalım boya.

Bir sürü 2009 anası boyadık.

Geleneksel ana arı yetiştiriciliği ile devam eden süreçte yine bir sürü ana arı yetiştirilmiş ve onları güzelce boyadık.

Bir ara Kardelen'de arılıkta idi.

Uzaktan izledi.

Dayım genellikle ana arı değişimini şöyle yapıyor.

Eski analı kovandan ön tarafa bölme yapıyor ve yeni ana arıyı bu öndekine takıyor.

Ana arı kabul edildikten sonra, arkadan öne takviye ve eşitlendiğinde kolonileri yer değiştiriyor.

Bu kez önden arkaya ve en sonunda öndeki eski anaya veda ediliyor.

Yapılacak bölmelerde kapalı yavruyu tarif ederken çıkanlı kapalı yavrudan bahsediyoruz.

Bu hafta sonu bu anlamda güzel bir örnek yakaladık.

İşte çıkanlı kapalı yavrulu bir çerçeve.

Bu tür bir çerçeve ile bölme yapılırsa tarlacı kaybı da yaşansa, kolonide doğumlar hızlandığı için kuluçka bir zarar görmez.

İşte bu görüntülerde dayımın içi gidiyordur.

Çünkü kapalı ve açık larvalı ayrıca bal kemerli bir çerçeveyi Muğla koloniden aldım.

Kesip doğrayacağım.

Eskişehir'de sömestr tatilinde geldiklerinde verdiğimiz çiftleştirme kutuları daha doldurulmamış.

Hiç dayanamam boş çiftleştirme kutusuna.


Dikkatlice kesip, birazdan arılandıracağız.

Toplam 3 kutu ama 4 göz.

Memeler nereden?

Bir koloni de ana arıya güle güle demiş arılar.

Ne de olsa genç ana. (2006)

Bu arada dikkatinizi çekti mi bilmiyorum ama. (Bidon... Delinmiş bir bal bidonu)

Haydaaa nerden çıktı şimdi bunlar.

Kardelen salıncağını kurdurdu yine.

Otomatik sallama sistemi de var.

Biz biraz da stok amaçlı erik toplayalım dedik ve ağacın tepesine çıktık ki bu arada yine magazin ruhu devrede.


Bu arada Maşallah diyemeden geçemeyeceğim.

Dayımın çıktığı dallara benim çıkmam mümkün değil.

Diyelim çıktım ama inmem mümkün değil.

Ama en güzel erikler de orada işte.

Bir miktar dolmalık toplandı ve diğerleri derin dondurucuya ya da konserve için ayrıldı.

Burada gelen kaçaklar var.

Ancak bir ana arının çok güzel olduğundan bahsederek başladık kontrole.

Kendi gelen bir ana arı.

Hemen yumurtlamaya başladığına göre genç değil ama görüntüsü süper.

Hemen kafese ve Eskişehir'e...

Geçtiğimiz yıl getirdiğimiz ana arıların bulundukları kolonilerden denk gelenlere de şöyle bir baktık.

Durumları güzel.

Akşam üstü Kardelen yerini almış.


Ve Pazar sabahı dönüş hazırlıkları...

Eve varır varmaz, doğru arılığa.

Çünkü Cuma günü doğması beklenen bir sürü ana arı vardı.

Tüm kutuları kontrol ettik, çok ilginç bir durum ve hepsi doğmuş ki ne olur ne olmaz diye tüplerde bekletilenler de doğmuşlar.

Analar arttı. Boş kutu ve bölme kalmadı.

Aradık Yusuf abi'yi.

6 adet anayı tüpte götürdük teslim ettik.

Perşembe akşamı kutular boşalsın diye yaptığımız bölmelere ana arıları kafeste vermiştik.

Bu akşam peteği örmüş halde bulduk.

Torba cepte toplayıp durduk ve temizlik için eve getirdik.

En güzel temizlik olarak...

Bir gece buzlukta bekletiyorum ve ertesi gün çok kolay temizleniyor.

Ballıbaba ziyaretleri o kadar çoğalmış ki artık polen stoğunu da kızartmışlar.

Arılarda da kızarma iyice artmış.

Geçtiğimiz yıl gibi kızarıklık gittikçe artıyor ve akasyalara kadar idare edecekler.

Bu akşam bazı kolonilere artık 3'üncü katları vermeye başladık.

Çünkü artık kabartacak kılavuz petekleri kalmadı.

Birkaç kez diğer kolonilerle kabarmış/kılavuz değişikliği yaptık ama artık bu iş zorlaşmaya başladı.

Sonuç itibarıyla çok yoğun bir haftasonu geçirdik.

Ancak meyvelerin tatları ve kokuları bu yorgunluğu aldılar ve hala da almaya devam ediyorlar.

Birazdan göbekli marulu hafif tuzlayıp, az da limon sıkıp yemek zorundayım gibi gözüküyor.

Onursal Büyüğümüzün ellerine ve emeğine sağlık.

Etiketler: , , , , , , , ,

19 Mayıs 2009

Yapamayan, gider.

Gençlik bayramını kutlamak üzere yine arılıkta idik.
Yapamayan, gider...
Arıcılığın altın kuralları olduğu zaman zaman dile getiriliyor.
Bunlardan birisi de bence başarısız ana arılara veda etmek değil midir?
Ancak başarısız ana arılara veda edebilmek için oluşturulması gereken altyapıyı da göz ardı etmemeliyiz.
Çok basit ama en büyük altın kural...
Kendi ana arını yetiştirmeyi başaracaksın.

Bugün körükçülüğü ziyaretimize gelen İsmail bey yaptılar. Seri biçimde tüm koloniler oğul kontrolüne tabi tutuldu.

Şöyle ağız tadıyla bir meme göremedik.

Olsa idi ne güzel parçalardık ama...

Oğula kalkmıyorlar ama kalkarlarsa da başlarına gelecek çok basit.

En az 3 koloni olacaklar.

Takılacak kafeste yeni analar ve yine bala yetişecek hem de anlayamadan...

1 ana değil 3 ana ile koşacak bala.

Bunu yapmayı gerektirecek bir durum olmaması da güzel.

Oğul toplayacak enerjimizde, zamanımızda ve arıcılık bilgimizde yok.

Daha hiç oğul alamadım ağız tadıyla daldan.

Bugün 2 adet ana ile vedalaşıldı.

Bu arkadaş Bilecik yerlisi...

Kanatlar kırpık, kırpık ve yumurtlamakta nazlı bir arkadaştı.

Üstelik kırmızı kafa olduğunda göre 2008...

Ana arının ömrü 5-7 yıl derler ama bazısı 1 ay bile yaşayamadı.

Vadide çiftleşen 2009 anası.

Arkadaş problemli.

Sağ arka ayak sakat.

Bir koloniyi kısa süre derledi, toparladı ve bugün vedalaştık.


Şimdi hazır anaları öldürmüşken bazı incelemeler yapmak lazım.

Bu küçücük kese öldürülen ana arımızın sperm kesesi...

Suni ana arı dölleme videolarını izlemiş bir çok arkadaşımız hatırlar ki videoda kişinin ana arıyı parçalayıp tırnağının üzerine çıkarttığı parça bu.

Her izlediğimi yapmak arzusunda olmak kötü ama nasılsa ana öldiii...

Öldürülen ana arıların yerlerine yeni oyuncular sahada.

Geçtiğimiz kış kolonilerini kaybeden Mehmet bey ve Fatma hanımın arılarını bu akşam götürdük.

2 koloni yeniden devrede.

Arıları aktardık derken Kütahya üzerinden oraj geldi ve gökgürültülü sağanak bekliyoruz bakalım.

Ayrıca Mehmet bey, çapa makinesinden küçük bir traktör yapmış ki çok kullanışlı gözüküyor.

Etiketler: , , , ,

17 Mayıs 2009

Uygulamalı Arıcılık ve Bir Sürü Şey.


Akasyalar.
Bazı yerlerde geçmişler ama bizde daha açalı 350 gün olmuş.


Henüz odunumsu görüntü devam ediyor ama hafiften uçlardan yapraklanıyoruz bakalım.




Bal geldiğini nasıl anlarız? sorusuna verilebilecek cevapları bugünlerde arılıklarda bulmak kolaylaşıyor.

Uçuş tahtası üzerinde havalandırma yapılması hava sıcaklığının etkisi ile de olsa bir anlamda da balın geldiğine bir referans olarak algılanabilir.



Bu hafta izin faaliyeti sürdürdüğümüzden arılıkta gelişmeleri günlük olarak takip edebilme şansı yakaladık.

Haftabaşı verilen kılavuz petekler kabartıldı ve kemerleri ballamaya başladı.

Ana arılar genelde ilavelere çıktılar.

Dün bala girmesini planladığımız 20 koloniyi ilavelendirdik ve artık bundan sonrası gelecek yılın arılarını hazırlayacağız diğer geride kalanlarla.

Bazı koloniler kendi başlarına olması gereken düzeye gelirken, bazılarına da biz haydi bakalım dedik.

Haydi bakalım???

İlaveye çıkarılacak koloni hakkında kısaca yaptıklarımızı anlatmaya çalışmak gerekiyor sanırım.

Koloniye arkadan baktığımızda....

Ballı/Ham/Yavru/Yavru/...../Yavru/Ballı

şeklinde 7 yavrulu çerçeveyi kuluçkalıkta bırakıyoruz.

Eğer ilaveye aşağıdan çıkarılacak (7 yavruludan fazla) yavrulu varsa yukarı 2'nci çerçeve olarak alıyoruz.

Eğer yoksa...

Komşu koloni yardımı devreye giriyor.

Ana arısını bularak kontrol altına aldığımız zayıf koloninin 1 kapalı yavrusunu arısı ile alıyor ve ilavede 2'nci çerçeve yapıyoruz.

Bugün itibarıyla bölgemizde 8 yavrulu 14 arılı koloni iş yapacağından planlama bu şekilde yapıyoruz.

Ancak biz minimum yavru sayısını 9 çerçeveye getirdik ki bazıları 12-13 çerçeve yavruya ulaştılar.

Bıçak sırtı bir durum tabi ki ilave verirken verilecek takviye dozajı kaçırılırsa dallara doğru uçalım marşı çalabilir kolonide.

İlave verildikten sonra ana arı ızgarası uygulaması ise hiç yapmıyoruz ki ana arının yumurtlama faaliyetlerini nerede sürdüreceğine yönlendirme yapmakta yine bizlerin elinde.

Zamanı gelince onu da paylaşırız.

Bugünlerde ilavede rahatça yumurtlayabilirler.



Bazı kolonilerden ayarı kaçıranlar bal stoğunu da hızlandırdılar ancak bu akım bir kesilirse hemen çoğalsak mı ne diye düşünürler mi?

Balözü akımı devam ettikçe sıkıntı yok alıp başlarını gitsinler.



Bal geliyor mu?

Koloniyi açtığınızda beyazlamış petekler geliyor geliyor diye seslenirler.



Evet alıp başını gidenlerden.

Bir çok davranışını takip ettiğimiz Carnica bal akımı öncesi güzel petek kabarttı ve bal stoğuna da başladı ki yavrulama faaliyetlerine ilavede devam ediyor.

Anaç koloni olarak kullanıldığını gördüğümüz kardeşleri huzur içinde yatarken, zavallım kanatları kırpık biçimde bal performans testine tabi tutuluyor.




20 çerçeveyi halledince bu akşam yarım ballığı da aldı üstüne.

Muğla kolonilerden de alıp başını gidenler var iken, komşu takviyesine ihtiyaç duyanlar da oldu ama kayıtlara bir baktım ki, bazılarına bir tokat atmışız ki toparlanması mümkün değil.


Bugün hava sıcaklığı dikkat çekici biçimde yüksekti ve balözü akımı sebebiyle bize ne yapıyorsun orada diyen arı da yoktu.



Birlikte koloni bakımı yapıyoruz.

Geçen yıl yılan daha ürkütücü idi ama bu daha sevimli.



Öğleden sonra kursiyerler arılığa geldiler.

Dikiş kursu tarafından gönderilen altlıkları giydiler.



Geçtiğimiz hafta 3 versiyon sunmuştuk kursiyerlere.

Ya kıyı kıyı herkes kendi kolonisine bakacak.

Ya birleştirecekler bal alacaklar.

Ya da diğerinden takviye ile birisini bala yönlendirecekler.

Bunun için yeni kovan alacaklar ama üstüste 2 yıl arıcılık faaliyetleri iyi olunca piyasada kovan ve arı malzemesi kalmadığından bulamamışlar.

Kararlarını vermişler, komşu takviyesi ile bala girecekler.

Diğer koloni kıyı kıyı 3 çerçevede devam edecek.

Öncelikle zayıflatılacak koloninin anası bulunup, kapalı yavrulu 1 çerçeve arısı ile birlikte kovan dışına alındı.



Bu magazin haberi aynı zamanda belki de ufkunuzu açabilir.

Güçlendirilecek koloni yerine yeni bir kovan konuldu. Geçtiğimiz yıl bizlere verilen kovan bu iş için geçici olarak devrede. Yeni kovan koyulma sebebi nedir ki diye düşünülebilir.

Daha önce verdiğim sıfır kovanların ilaveleri yok ki...



Kuluçkalık düzeni diğer koloniden de takviyelerle

ballı/ham(9'uncu çerçeve) /yavru/.../yavru/ballı

olarak ayar edildi.

Yani 2 ballı/1 ham / 7 yavrulu...

14 çerçeve arılı ve toplam 9 çerçeve yavrulu hale getirildi ve ham petek takviyesi ile bala hazırlandı.

Diğer koloniden alınan arılara koku vs. yapıldı mı?

Bugünlerde hiç kimse kimseye dönüpte bakmaz.

Birleştirin gitsin taktiği uyguluyoruz.

İş bitimi kursiyerlerin şüpheleri de yok değildi ama...

Depodan hazır kılavuz (ham) petekleri alıp alıp koymak güzel oluyor değil mi?

Görürsünüz birazdan.

Uygulama ders akışını nasılsa ben belirliyorum.

Birleştirme işleminde körükçülüğü ben yaptım ve sadece küçük hatırlatmalarla işi bitirdiler.


Bir türlü ayrılamıyorlar başından.

Bak güzelim çerçevelere tel böyle takılır haydi başla bakalım.

Ben biraz teneffüs yapayım.

Petek akü ile böyle bağlanır, bağla bakalım.


Teneffüste hemen arının başındalar yine.

Bırakın artık...
Olay tamamdır...
Kıyı kıyı devam etseler, iki koloniden tadacak bal alamayacakları kesindi ve güzel karar aldılar.
Bal sonrası bölme işlemi uygulaması da olacak ama o dönemde arının yağmacılık davranışının üst düzeyde olacağını da hatırlatmak isterim.
Bu kadar kolay olmayacak.

Etiketler: , , , , , , ,

15 Mayıs 2009

Artık Mangal Zamanı...


Bir hafta boyunca yaptığımız hazırlıklar, balözü akımının başlamasıyla daha da anlamlı hale geldi.


Bu akşam artık mangal yakma zamanıdır ki, arılar artık sezona girdiler.


Yarın geri kalanlarda gerekirse desteklenerek katlanacak ve yarın akşam yine mangal daveti var üstelik arılıkta.


Birol ve Erol abinin ziyaretine gideceğiz bakalım yarın akşam.


Bu akşam Kardelen hanım, bu sezon ilk kez arılıkta.

Yeni aldırdığı maskesini deniyor.

Petek kabartma aktivitesi başladı. Artık kılavuz petekler de hazır.

Ver gitsin.

İlk tedirginliği çabuk atlattı.

Kursiyerlere gönderdiğimiz mesaj yerine ulaşmış olmalı ki bu akşam tekrar arılıkta idiler.

Kardelen ise, kontrollü seyre devam ediyor.

Kursiyerlere bala yetişmeyecek kadar zayıf koloniler vermiştik ama işler tersine gidiyor.

Bu arı otu tarlasını kısmetse gelecek hafta ziyaret edeceğim ama şu an görüntüleri seyre değer.

Onursal Büyüğümüzün boş kalmasın yerler diye ektiği arı otları....

Bölgesel farklıkları takip etme şansımız, bloglar aracılığı ile daha ciddi biçimde oluyor.

Bir örnek akasya...

Bursa/Mustafakemalpaşa'da akasyalar geçmek üzere imiş.

Bizde akasyalar daha yaprağının ucunu yeni gösteriyor.

Etiketler: , , ,

14 Mayıs 2009

Bir Taraftan Bal Akışı, Diğer Taraftan Yağmur

Sabah saatlerinde tüm kolonilerin kontrolleri ile yapılması gereken işleri yapmaya başladık.

Ballıbaba bulaşıklığı dikkat çekici biçimde artıyor.

Aynı zamanda söğütten polen akışı devam ediyor.

Kontrollerde çiftleştirme kutularına başladığımızda yumurtlayan anaları boyamak gerekiyor.

Anayı aldık ve yağmur bir bastırdı ki. Ana elimde diğer taraftan cep çalıyor Yusuf abi hava durumunu soruyor.

Arabaya zor attık kendimizi.

Ana da elimizde kaldı.

Boyadım bende.

Avucumda tutuyorum ama yağmurun dineceği yok.

Saldım bende araba içine. Nereye gidecek ki?


Ana arının nasıl duygular yaşadığını bilmiyoruz ama camın dışında yağmur taneleri ve arkasında flu biçimde kovanlar ve çiftleştirme kutuları.

Yağmur geçti ve verdik yerine.

Mesai sonrası Yusuf abi geldi.

Bana kılavuz petek ve tel getirmiş ki bu hafta hepsini bitirdim.

Stok tamamlandı.

Ancak 2 saat kadar bir sürede o kadar çok çalıştık ki.

Günboyu bu kadar yorulmadım ama.

Bir sürü koloni katlandı, bazıları bölündü ruşetlerle diğer arılığa götürüldü.

Tıkır tıkır bir sürü işi hallediverdik ama çok yorulduğunu sonradan hissediyor insan.

Etiketler: , , , ,

13 Mayıs 2009

Bir Hayli Mesafe Kat Ettik.

Muğlalı arıcılardan Katip abiler yine her zamanki yerlerindeler.
Dün sabah Yusuf abi aradı ve yardıma diye gittik ama kovanlar çoktan inmiş.

Küçük bir sohbet sonrası doğru yine arılığa.

Bizim kursiyerlere verdiğimiz koloniler ne yapmışlar böyle.

Kursiyerler...

Bu ilgi alaka ile çok güzel karakovan petekleriniz olur.

Memelerin dün çekilmiş halleri. Yarın kapanacaklar.

Bir hayli mesafe kat ettik.

Bugün petek bağlamada sonu gördük gibi.

Telleri geçirmiş ama germemiştik.

Keşke gerseymişiz ki bazı deneme amaçlı gerdiklerimizde hiç sıkıntı olmadı.



video

Akşam üzeri hava yağdı yağacak.

Belki de bu sezon başka çekme fırsatı bulamayız diyerek, makine ile başbaşa kaldık.

Kimsecikler olmayınca bir hayli zor oluyor.

Bal geldiğini nasıl anlayacağız?

Büyük bal akımında anlamak kolay.

Çerçevelerin üzeri karbeyaz oluyor.

Ancak bugünlerde...

Kılavuz petek verdiğimiz kolonilerde petek kabartma hızlandı ise...

Kabartılmış çerçeveye balözü serpiştirme başlamışsa.

Bizim bugünlerde bir şansımızda kırmızı kafalı olarak gelenler.

Bugün akşamüstü kapatan hava ne yaptı acaba derken.

Yusuf abi ve Birol abi Katip abilerin yanına hoşgeldiniz ziyaretine gittiklerinde çadırdan arabaya zor gitmişler.

Şehirde de şimşek/gökgürültüsü gidiyor ama yağış yoktu.

Telefonda Birol abi, Akpınar'ı sel götürüyor dedi.

Gitti güzelim polenler ve balözleri...

Hayırlısı artık.


Depoda yerlerini aldı kılavuz petekler.

Çok amaçlı sehpalar.

Bu arılıkta Bilecik'ten getirdiğimiz ahşap sehpalar olunca, fazla ihtiyaç olmadı ve süper iş gördüler.

5 çerçeveli ruşettekilerde normal kovanlara aktarılınca depodalar ama yakında yeniden devreye girecekler.

Etiketler: , , , , , ,

11 Mayıs 2009

Arıcılık Zevkli Bölüme Doğru Gidiyor.

Arılar, vadide son günlerde yaşanan sıkıntıları ve vadi çıkışı geldiğimiz yerlerde de uçamamasının verdiği negatif durumları atlatmaya çalışıyor.
Hava gitgide ısınacak ve haftasonu baharı görmeden yaz ile tanışacağız.
Baharı görmeden olmaz düşüncesiyle, biraz iş hayatımıza mola verdik.
1 haftalığına arıların ne kadar işi varsa bitirilmesi planlanıyor.
Altyapıyı hazırlarsak, zamanı gelince kolbastıyı oynarız.

Günboyu arılıkta olmanın avantajı ile gözlemler daha etkili oluyor.

Sabah saatlerinde kontrollü uçuşlar öğle saatlerinde polene yüklenmeleri ve öğleden sonra ise ballıbabadan aldıkları bal özlerini az da olsa taşıdılar.

Polenin yoğun olduğu saatlerde polen sepetçikleri taşarcasına dolduruluyor.

Dün yapılan larva transferleri kontrol edildi.

Kırmızı kafalar bu yıl erken gelmeye başladı desem mi demesim mi?

Çünkü biz geçen yıl bu dönemde hala vadideydik.

Vadiden gelince ballıbabaya çalışmışlardı.

Bu ballıbaba sanırım bir kaç çeşit.

Erken ilkbaharda birçok yöremizde açanlardan değil. Bir fırsat bulabilirsem çevre turu ile bunu fotoğraflamam lazım.

Kırmızı kafalı geliyorlar ama nereden?

Kışın elbirliği ile çaktığımız çerçevelerin tellerini de geçirip bırakmıştım.

Hemen gerip, mumlarını takıyoruz.

Tüm mumlama işlerini bu hafta bitirmeliyiz.

Akülü sistem şu anda çok güzel iş görüyor.

Polen yoğunlaşınca polenleri paylaşıma açalım dedik ve....

Taze taze bal özü bulaşık polen yemenin ne demek olduğunu anlamak...

Sırf bu tat için arıcılık yapılır.

Etiketler: , , ,

10 Mayıs 2009

Kuluçkalıklara Veda...

Bala yönlendirilecek koloniler eşitlene, eşitlene bugünlere geldik.
Artık zamanı geldi.
İyi da nasıl anlayacağız zamanın geldiğini...
İlave vermek, kat atmak ne derseniz deyin, zamanlaması iyi yapılmalı, yoksa...

Mümkün olduğu kadar sabretmekte fayda var.

Belki bir referans olabilir düşüncesiyle...

Kuluçkalıktaki yavrulu çerçeve sayısı 8 çerçevenin üzerine çıktıysa...

Arılar 10 çerçeveye de güçlü bir biçimde basıyorsa...

Polen akışı hızlanıp ve az da olsa balözü akımı başladıysa...

Hava şartları da gelecek günlerde güzel görünüyorsa...

En erken katı atmaktan ziyade, doğru zamanda atabilmek en önemlisi.

Yine de kontrollü kat atmak gerekiyor.

Kuluçkalık alanını bozmadan ilave vermeyi tercih ediyoruz bugünlerde.

İlaveye 3 kabarmış boş çerçeve ile 2 kılavuz verip...

"Z" veya "L" denilen kapatma işlemini yapıyoruz.

Bir taraftan da ana arı memesi üretim kolonisi oluşturduk.

Arılığın karşısındaki çiftliğin sahibinin çay davetine giderken ısırganların neredeyse söğütlerin gövdelerine kadar uzaması ise işlerin yolunda olduğunu gösteriyor.

Daha sonra yardıma gelen Fikri Atmaca'ya, kendi arılarını kontrole gelen Yusuf abi ve Hakan akıl veriyorlar.

Fikri bak abicim...

Zayıf koloninini güçlendirmek için böyle yavrulu bir çerçeveyi oralardaki uygun bir kovandan alıp, koloniye vereceksin.

Fikri'de bakıyor.

Gidip alsana...

Biz üretim kolonisini hazırlamıştık ve larva transferini planlar iken, haydi Yusuf abi hallediver dedik.

Hem ders niteliğinde oldu ki Fikri aşama üstüne aşama kaydediyor.

Etiketler: , , , ,

08 Mayıs 2009

Arıcılık ve Dipsiz Kuyu

Bu akşamüstü bir vesile ile bir çok arıcının bulunduğu ortak sohbette bulunma imkanımız oldu.
Arıcıların sohbeti genelde ilginçlikleri paylaşma özelliği de gösterir.
Geçtiğimiz yıl bizimde bir kolonide karşılaştığımız değişik renkli gözlü erkeklerden konu açıldı.

Sebebi hikmeti nedir?

Bizde renkleri sarı idi ama bahis konusu arılarda bu renk yeşil imiş.

Genetikçilerin kullandığı terimlerle bu konuyu anlamamız gerçekten çok zor.

Araştırmak mümkün ama bu konuda yayında bulmakta zor.

Neden bu türlü bir mutasyona yani değişime uğruyorlar?

(Mutasyona uğradıklarını geçtiğimiz yıl yabancı bir forumda bu konuyu resimlerle paylaştığımda aldığımız cevaplarda öğrenmiştik.)

Bu tür erkekleri her zaman kolonide görmek mümkün olmadığını kaynakları karıştırınca öğreniyoruz.

Çünkü işçi arılar bu tür arıları larva iken temizliyorlarmış.

Üstelik bu durum bir yumurtanın dişi mi / erkek mi olması konusu belirlenirken ortaya çıkıyormuş.

O kadar karmaşık ve anlaşılması güç olan konuyu nasıl toparlarız onu da bilmiyorum.

Ben anladım mı?

Tam bıçak sırtı bir durum.

Eh işte diyelim ve anlamak için biraz da anlatmak gerekir düşüncesiyle paylaşalım.

O zaman biraz terimleri paylaşmakta fayda var.

Genetik bilimi ile ilgili arkadaşlarımızdan uyarıları da alabilirsek, sonuca daha rahat ulaşırız.

Kromozom: Canlılarda kalıtımı sağlayan genetik birimler...

Gen: Kalıtımın temel fiziksel ve işlevsel birimi...

Alel: Bir genin değişik biçimleri...

Bu üç terimin arılarındaki ilişki ise;

Kromozomlarda bulunan genler, "alel" denilen genlerden oluşmuş çiftler halinde bulunurlar.

Yavaş yavaş bir yere ulaşacağız sanırım...

İki benzer aleli taşıyanlar homozigot; farklı aleli taşıyanlar heterozigot olarak adlandırılır.

İki durum daha var...

Haploid ve Diploid

Haploid: N kadar kromozom içerme durumu...

Diploid: 2N kadar kromozom içerme durumu...

Bunu bizim anlayacağımız dile çevirirsek...

Yumurta veya sperm birleşerek embriyo oluşuyor.

Hem yumurta hem de sperm tek başlarına Haploid durumu ifade ediyor.

Birleşme gerçekleştikten sonra Diploid durum oluşuyor.

Dolayısı ile Diploid olan döllü yumurtadan üreyen işçiler ve ana arılar 2N=32 kromozom taşırlar.

Erkek arılar ise dölsüz yumurtadan yetiştikleri için Hapliod durumdadır ve N=16 kromozom taşırlar.

Gelelim yavaş yavaş finale.

Eğer arı heterozigot kombinasyonlu allellere sahipse ve diploid ise, dişi olmaktadır.

Döllenmemiş yumurtadan meydana geliyor ve habloid ise, erkek olmaktadır.

Ancak....

Döllenmiş yumurtadan gelen fakat homozigot gen kombinasyonuna sahip olursa diploid erkek olur.

Bu durum akrabalı yetiştirmenin en önemli belirtilerinden de sayılmaktadır.

Peki bu tür uygunsuz durumdaki erkek arı kolonide neden gözden kaçırılıyor ve temizlenmiyor?

Yoğun kuluçka dönemine giren çok az kolonide gözlemlenen bu durum, bu durumda doğmuş erkekleri çok kısa sürede öldürürek hatalarını kapatıyorlar.

Aksi halde bu erkeklerin üretim sahasında aktif üretime katıldıklarını düşünmek bile çok kötü.

Zaman zaman bazı kolonilerde ana arıların genç olmalarına rağmen bol delikli yavru alanlarının olmasının sebeplerinden birisi de bu uygunsuz larvaların temizlenmesi olduğunu rahatlıkla söyleyebiliriz.

Kaynak olarak o kadar çok yer karıştırdım ki, hangisini paylaşayım ki!

Sohbet esnasında geçmesi, konuyu biraz daha irdelememize sebep oldu ve bilginin hiç zararını görmedik nasılsa...

Gelelim en bildiğimiz konuya.

Arı kuşları artık iyice işin içindeler.

Neredeyse kovana girecekler.

Etiketler: ,

05 Mayıs 2009

Pes Doğrusu

Hava puslu.
Yağmur yağdı yağacak.
Yapılması gereken işler zaten hep var.
O zaman akşam üstü arılığa.

Arabayla diplerine kadar geldik umurlarında bile değil.

Rahatları o kadar yerindeki...

Arı kuşları sağolsunlar.

Kafasını çıkaranı uçuş deliğinin önünden alıyorlar.

Arı kuşlarının yoğun saldırılarına maruz kalındığında sıvı besleme yapılması konusunu zaman zaman dile getiriyoruz.

Biz de öyle yaptık. Bizimkiler bitince Akdeniz sahillerinde keyif çatan Yusuf abi'nin kolonileri de besledik.

Fikri Atmaca yanımızda ama arı kuşları onu da umursamadı.

Orjinal bir atmaca ayarlasak fena olmayacak.

Etiketler: ,

03 Mayıs 2009

Olimpiyat Olsa Kesin Kazanırdık.

Tatilin uzunluğu sebebiyle planladığımız vadi çıkışını nihayet dün gece tamamladık.
Ancak vadide bir şeyler olmuş.
Daha erken çıkmak gerekiyormuş.
Neler olduğu konusunda bir sürü sebep sayılıyor ama hepsi de birbirini tetikleyen ve etkileyen konular.
Sıvı beslemeyi çok erken kesmemiz, gece sıcaklıklarının vadide bile inanılmaz düşmesi, arı kuşlarının vadiye sanki hiç bir şey yemeden gelmeleri, üst üste birkaç gün uçuşa müsaade etmeyen gündüz şartları...
Tarlacı kaybımız çok olmuş ve yavrulama faaliyetlerini bile tehdit eder düzeyde gerileme görülüyor.
Yerlerimize geldik ve nasılsa yakınız artık, bu süreci rahatlıkla yönetebiliriz.
Çok ilginç bir gözlemimi daha aktarayım... Sıvı beslemeyi sonbaharda stoklattığımız balları bitirsinler diye kesmiştik ki, balın yerinde yeller esiyordu.

Cuma gecesi Yusuf abi'nin arıları getirdikten sonra Cumartesi günü sabah arılıkta idik.

Yapılacak işler listesi kabarık ama yağmur yine peşimizi bırakmıyor.

Arı kuşları burada da kendisini gösteriyor.

Torpillerden patlatınca tüylerini bile kıpırdatmadılar.

Cumartesi gününü pas geçip, akşamüstü Birol abi'nin arıları almaya vadiye gidiyoruz.

Yusuf abi vadiye öğle saatlerinde bizden önce gitmişti.

Bugün çift araba ile çıkılacak.

Birol abi'nin ilavelerini ve arılıkta sulama sistemi yapmak için hindi suluklarından almak üzere Tandır köyündeyiz.

Yağmurda yağdı yağacak yine.

Birol abi'nin arkadaşı Alaaddin abi'nin kuzularda artık arazideler.

Oksijen o kadar çok ki, burada çalışmak adamı öldürüyor.

Yine Tandır'da ve yine yağmur.

Bardaktan boşanırcasına ve ballıbabalar.



Araba ile girilemediğinden Bilecik'te benim aldığım arıları taşırken yaşadığımız görüntülerin aynısını yaşadık.

1 ilave daha olsa taşıyacak halimiz kalmadı.

Daha 2 araba kovan var.

Evet vadideyiz ve şansımıza ekip kalabalık.

Nevzat abi geçtiğimiz hafta hiç arı kuşu görmedim diyordu biz ise iddia ediyorduk olduğunu.

Bugün gelmiş arıların başına ve arı kuşları ile mücadeleye.

Garanti 1 kovan yiyorlardır diyor.

Bizde gidiyoruz şimdi kimin arılarını yiyecekler.

Çetin bey, vadiye Yusuf abi ile önceden gelmişlerdi ve arabayı yüklerken iyi bir ekip oldular.

Birol abi ile Erol abi günboyu arıların yerlerini hazırladılar ve çadırı kurdular.

Tabi ki biz görmedik.

Geceyarısı vardık ve büyük sürpriz.

Dağcılık Federasyonu Olimpiyat takımına burada kovanları taşıt, direk takım halinde şampiyon olsunlar.

O kadar yorulmuşuz ki magazin güme gitti.

Nihayet Pazar günü güzel bir hava.

Arılara bir şeyler olduğu bugün daha net anlaşılıyor.

Gün boyu durmamacasına yavru uçuşu gerçekleşti.

Polen gelişi zirve yaptı diyebiliriz.

Bazı kovanlarda gün boyunca birkaç kez yavru uçuşu gerçekleşti.

Güzel havayı da fırsat bilerek, kovanları aktarıp hem kontrollerini hem de kovan temizliklerini yaptık.

Bazen ne yapacağım ne edeceğim diye düşünür dururuz.

Vadide son ana memesi üreten kolonide, önceden çıkan bir meme var gibiydi.

Ara / tara anayı görememiştim.

Memede ana çıkmış gibi ama bozulmuş gibi de...

Uğraşmaya gerek yok deyip, 1 çerçeve larvalı vermiştim.

Aradan 1 haftadan fazla geçti.

Bugün kontrol zamanı...

Ya anayı görürüz ya da memeyi diye merakla açtık.

Belki de arıcılığı cazip kılan olaylardan birisi de kovan kapağını açtığında ne göreceğini merak etmekten geliyor.

7-8 meme görünce şüphelerimiz boşa çıktı.

Ana çıkmamış demek ki.

Bu kovana hazır yumurtlayan ana vereceğim.

Ancak bugünlerde çiftleştirme kutusunda yumurtlaması marjinal olarak daha uygun.

Memeyi 2 adede düşürün söylemleri zaman zaman dile getiriliyor.

İşte böyle en güzel 2 tanesini seçin ve diğerlerini koparın.

Gerçi bu iki memede koparılacak ama 1-2 gün daha dursun.

Kutulara verilecek memeler Perşembe günü dağıtılacak.

Memeleri koparıp, anayı takarız buraya, kutuya da memeyi takarız.

Ana arıyı kendinizin üretmesi gerektiği konusunun dile getirilmesi boşuna değil.

Çok büyük hareket alanı veriyor arıcıya.

Öğleden sonra da hız kesmeden faaliyete devam.

Tarlacı da kaybetsek, yavrulama faaliyeti de sekteye uğrasa ikinci bahara geldik artık. Açığı kapatırız.

video

Yalnız olunca hem çalışmak zor oluyor hem de resim çekmek...

Tüm kovanlar aktarıldı ve arıların durumları kontrol altına alındı.

Artık gerektiğinde aspirin tedavilerini yapmak kolaylaşacak.

Etiketler: , , , , ,

01 Mayıs 2009

Arıcılık İçin Günler Çok Uzun.

Nasılsa tatil uzun olunca ve gecede arıları indirmenin verdiği rahatlıkla sallana sallana arılıktayız.
Ancak erkenciler hemen işe koyulmuşlar.

Yusuf abinin bölme yapılması için gece bizim oraya indirilen kolonilerde bölme işlemleri bitmek üzere iken vardım.

Müthiş bir uğultu ile arı polene yüklenmişti.

Vadide bu kadar uçuşun olmadığı ve arının bir şeylerden tırstığı bir durum var gibiydi.

Ancak sabah bu uçuş belki de doğru zamanlama yaptığımızı gösteriyor.

Polen burada daha yeni başlıyor.

Yeniden bir kez daha erken baharı yaşayacağız.

Ana arılar çiftleştikten sonra bir müddet kutuda yumurtlamasına müsaade edildiğinde mevcut güzel artıyor.

Boş olarak attığımız küçük çerçeveleri kabartıyorlar.

Öğleden sonra ise müthiş bir yağmur ile zorunlu bir mola verdik. Hatta işi sonlandırdık.

Çünkü akşam yine vadi yolu gözüküyor.

Vadide uçuşun azlığı yine dikkat çekiciydi.

Vadiden çıkmadan Nevzat abinin kolonilerin katlarını atıyoruz.

Bugünlerde kat atma çalışmaları konusunda ne yapmam gerekiyor şeklinde hepimizde soru işaretleri var.

Bizler bu hava kararsızlığı karşısında uygulamayı kontrollü yapmaya özen gösteriyoruz.

Kuluçkalıkta yavrulu çerçeve sayısı 8 adete ve arılı çerçeve sayısı 10 çerçeve full bastığında kat atılması gerekir denilirse de buna arıcının kendisi karar verecektir.

Kontrollü kat atma şu anda belki de en güzel yöntem.

Hiç kuluçkalığı kurcalamadan katı veriyoruz veya vereceğiz.

Boşluk.....Kılavuz/Boş kabarmış/Boş kabarmış/Ballı

şeklinde 4 çerçeve verip katı koyuyoruz.

Hava sıcaklıkları istikrar bulduğunda kuluçkalığı tekrar düzenleyeceğiz.

Nevzat abinin kolonide kuluçkalıkta yavrulu çerçeve 9 adete ulaştığından, yavrulu 1 çerçeveyi yukarı alıp, kuluçkalığa 1 kılavuz petek verdik.

Duvara 1 çerçeve ballı, yanına yavrulu ve 3 kılavuz verildi.

Bu akşam Yusuf abi'nin koloniler yerlerine gidecekler.

Uçuş deliklerini kapatma aparatları işi kolay kılıyor.

Yağış alan vadide arka planda gökkuşağı oluştu.


Nevzat abi de yardım etti ve sonradan Gürbüz Mozak abi de geldi.


Sağ salim yerlerindeler.

Yarın akşam Birol abi'nin arılarda çıktığında vadiye veda edeceğiz.

Etiketler: , , , ,

Vadiden Çıkıyoruz.

Vadi beklentilerimize ulaştığımızın kararı verilerek, vadiden çıkış başladı.
İlk olarak benim geçen haftdan artanlar ile birlikte Yusuf abi'nin kovanlarını yükleyeceğiz.

Benimkiler yüklenip, bağlanıyor.

Arı kaçırmayan kovanı yüklemenin zevksiz olduğunu hep konuşuyoruz. Benim kovanlarda pek bu anlamda eğlence çıkmadı.

Üstelik arıcılığın en zor işi olan arı taşımayı zevkle yapmanın nereden kaynakladığını ise bazen düşünüyoruz.

Sanırım ekip olmanın sinerjisi diyelim.

Biz 3 kişi vadide yükledik ama benim arılarımı indireceğim yerde 3 kişi daha bekliyor.

Şükürler olsun yarabbim.

Yusuf abi'nin kovandan arı oluk oluk dışarı akıyor.

Bu yıl artık susturucu görevini bu kovan yapacak.

Yusuf abi ne zaman sizin kovanlardan arı çıkıyor dese vadiyi hatırlatırız artık.

Gerçi bu kovanı kapatırken Birol abi uçuş deliğini daraltan straforu az içeriye almadan kapattığı için böyle bir sonuç oldu ama...

Arı kaçıran kovan taşınmaz kuralı gereği, bu kovan vadide kaldı.

Arta kalan bölüme de Yusuf abi'nin kovan ve ruşetler yüklendi.

Doğru Akpınar'a...

Çok ilginç biz yolda giderken önümüzde bir arıcı daha Eskişehir'e dönüyordu.

Bazı arıcılar biz burada bal alacağız diye bekliyor bazıları ise bizim gibi çıkıyor.

Ah bir bilseler 37 C olduğunu bugünlerde.

3-5 gün sonra 40 C olacak ve ortalık yanacak.

Akpınar'a vardığımızda Erol abi, Hüseyin Yavuz ve Fikri Atmaca bizleri karşıladılar.

Arıları indirirken biz lay lay lom modunda idik.

Daha şimdiden ipin ucunu kaçıranların olabileceğini hisseden Yusuf abi ipin ucunu tutmuş ve işi sağlama alıyor.

Acemilerin öğrenmesi gereken işlerin başında gece kovan indirmek geliyor.

Zaman zaman kovan uçuş deliklerini ters koyduklarını da cümle aleme deklere etmek gerekiyor.

Daha öğreneceğiniz çok şey var.


Gecekondu uygulaması ile kendilerine verilen arıların nasıl güçlendirileceği ve bala yetişeceği konusunda dersi Yusuf abiden alıyorlar.

Yusuf abi diyor ki:

"Siz sabah benimle erkenden gelin buraya. Size 10 çerçeveli arıyı garanti ediyorum."

Etiketler: ,